• BIST 89.270
  • Altın 146,969
  • Dolar 3,6543
  • Euro 3,9297
  • Ankara : 8 °C
  • İstanbul : 13 °C
  • İzmir : 14 °C
  • Antalya : 14 °C
  • Erzurum : 0 °C

Arınç'tan Kılıçdaroğlu'na: Bir Gün Sana Mahkemeden Celp Gelir

Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, Ergenekon Davası'nda mahkemenin verdiği kararlara ilişkin yapılan yorumları değerlendirdi.
Arınçtan Kılıçdaroğluna: Bir Gün Sana Mahkemeden Celp Gelir

Başbakan Yardımcısı Arınç, ''Bu yargı meşru değildir, bu yargı zulümdür diyor sayın Kılıçdaroğlu. Olur mu böyle bir şey. Bunlar bir siyasetçiye yakışmıyor'' dedi.

Arınç, partisinin Bursa İl Başkanlığı tarafından Merinos Atatürk Kongre ve Kültür Merkezi'nde düzenlenen bayramlaşma töreninde yaptığı konuşmada, CHP'nin Ergenekon davası kararlarının ardından eleştirdiği yargıyı işine geldiği zamanlarda yere göğe sığdıramadığını söyledi.

"Ey Cumhuriyet Halk Partisi, 27 Mayıs darbesini yapanlar, Yassıada'da, adına da Yüksek Adalet Divanı denen bir ucubeyi kurup devrin başbakanını, bakanlarını idam ettiği zaman siz o yüksek yargıyla hep iftihar ettiniz" diyen Arınç, şöyle konuştu:

"27 Mayıs'ı darbe olarak devrim olarak gördünüz, mahkemeye de Yüksek Adalet Divanı dediniz. Hepiniz onları alkışladınız, onları kucakladınız. Bu Anayasa Mahkemesi, bundan öncekini kastediyorum, yani 12 Eylül 2010'dan sonraki yeni Anayasa Mahkemesini değil. Her parti kapattığında alkışladınız. AK Parti hakkında 360'a yakın milletvekili varken kapatma davası açıldığında hepiniz 'Yargıya söz söyletmeyiz. Yargı Türkiye'de bağımsızdır' demiştiniz. Daha önce Refah Partisi kapatılırken, Fazilet Partisi kapatılırken, 'Yaşasın Anayasa Mahkemesi, Türkiye'de iyi ki bu mahkeme var da bu partileri kapatıyor' diye el etek öpmüş, zil takıp oynamıştınız. Unutmayın. Recep Tayyip Erdoğan, Siirt'te herkesin bildiği bir şiiri okuduğu zaman 12 ay hapse mahkum edildiğinde siz yine çok sevinmiştiniz. 'Ne yapalım yargı böyle karar verdi' diye sinsi sinsi gülüyordunuz. Sizin bahsettiğiniz o yargı, o başbakanın 4,5 ay cezaevinde kalmasına yol açtı. Türkiye'nin her yerinde 69 arkadaşımız Refah Partisi döneminde bir meseleden yargılanıp, hepsi cezaevine girdiği zaman o insanları bulunduğu şehirlerde zimmetle suçladınız. 'Ne yapalım yargı karar verdi' demiştiniz. Bu partiler kapatılırken siz Anayasa Mahkemesini göklere çıkarıyordunuz. Unutmayın 367 rezaleti için Anayasa Mahkemesine siz gittiniz. O zaman Deniz Baykal vardı ve şunu söyledi, 'Bu mahkeme bu kararı iptal etmezse Türkiye'de büyük olaylar yaşanabilir' Anayasa Mahkemesini etki altına almıştınız."

Arınç, masum insanların 28 Nisan sürecinde de öncesinde de sonrasında da bütün özgürlüklerinden mahrum kaldıklarını ifade ederek, şöyle devam etti:

"Her şeylerini kaybettiler. İşsiz kaldılar. YAŞ kararlarıyla sokakta dilenecek hale geldiler. İntihar edenler oldu. 11 tane madalya taşıyan binbaşı, son madalyasını aldıktan 3 gün sonra eşinin başı örtülü olduğu için ordudan atılıyordu. Bütün bu zulümleri 12 Eylül'de yüzde 58 ile siz ortadan kaldırdınız. 11 madalyasıyla eşinin başının örtüsünden dolayı ordudan atılan, bugün kurmay albay rütbesiyle hamdlosun emekli oldu. 411 kişi el kaldırdı mecliste, baş örtüsüne özgürlük olsun diye. 'AK Parti, MHP, '411 el kaosa kalktı' diye gazete başlık attı. Sonra da CHP Anayasa Mahkemesine koştu, Anayasa Mahkemesi şekilden incelemesi gerekirken, esasa girdi ve 411 kişinin el kaldırdığı Anayasa değişikliğini iptal etti. Zil takıp oynadınız. Ne zulümler gördük biz."

Arınç, Necmettin Erbakan'ın Bingöl'deki bir konuşmasından dolayı mahkum edildiğini ve kendisinin o tarihte 77 yaşında olduğunu hatırlattı.

Yargıtay'ın Erbakan'ın cezasını onadığını, bu nedenle kendisinin durumuna çok üzüldüklerini belirten Arınç, "Başbakanlık yapmış bir insan. Bilim insanı. Türkiye'nin 40 yıl kahrını çekmiş bir insan. Düzgün, dürüst, inançlı bir insan. Cenab-ı Hakk rahmet etsin. Hepimiz üzüldük cezaevine girecek diye" dedi.

O dönemde kendisinin meclis başkanlığı görevini yürüttüğünü anımsatan Arınç, meclisteki çoğunluklarını düşünerek bir kanun çıkarmayı istediklerini söyledi.

65 yaşını bitiren mahkumlarla kadın mahkumlar için Yargı İnfaz Kanunu'nun birtakım haklar getirdiğine değinen Arınç, "65 var ama 75'i bitiren için bir şey yok. Dedik ki, 75 yaşını bitiren 3 seneye kadar olan cezalarını evinde çekebilsin. O zaman kontrollü denetimlik falan da daha yeni çıkıyor. Sadullah bey o zaman grup başkanvekili. Rica ettim kendisinden başbakanımızla görüştüler ve hemen meclise getirdik, CHP karşı çıktı. Hiç o günleri unutmuyorum" diye konuştu.

Arınç, Erbakan'ın durumuyla ilgili Recai Kutan ve Mustafa Kamalak'ın o dönem Deniz Baykal ile görüşmeye gittiklerini, Ali Topuz ve Kemal Anadol'un da orada olduğunu ifade ederek, kendilerinin "Biz bu işe karışmayız. Yargı kararını vermiş" dediklerini anlattı.

Beğensek de beğenmesek de bu mahkemeler olacak

Buna rağmen yasayı çıkarttıklarını kaydeden Arınç, şunları söyledi:

"Ahmet Necdet Sezer o zaman cumhurbaşkanı ve veto etti. Geri geldi kanun. 'Allah'ın izniyle 40 defa gönder, 41 defa çıkaracağız' dedik. İkinci defa çıkardık. Ahmet Necdet Sezer işini yaptı ama ikinci veto etme hakkı yok. CHP ne yaptı biliyor musunuz? Anayasa Mahkemesine müracaat etti. Rahmetli Erbakan 77-78 yaşında cezaevine girsin diye bekleyen insanlar vardı bu ülkede, şimdi Silivri'deki 13. Ağır Ceza Mahkemesine 'Efendim bu yargılama adil değil, siz zalimsiniz, bu insanları zindana tıktınız' diyorlar. Bir defa edepli olacağız. Beğensek de beğenmesek de bu mahkemeler olacak, bu hakimler, bu savcılar olacak. İyi karar verir, yanlış karar verir, doğru karar verir, eksik olur, fazla olur. Bunların hepsinin çek-balans sistemi içinde kontrol mekanizmaları var. Yargıtay var, en sonunda da bireysel başvuru var. Avrupa İnsan Hakları var. Bunlar varken, bu mahkemeleri ben 'gayrimeşru tanıyorum' demek biraz haddini bilmemezlik olur. Ne olur sayın Kılıçdaroğlu bak, bu sözlerden vazgeç. Sonra 'keser döner, hesap döner, sap döner' öyle bir söz var. Bak ne olur biliyor musun? Bu beğenmediğin mahkemelerin karşısına çıkmak durumunda kalabilirsin. Bu adam ne demek istiyor? Hiçbir şey. İki kere iki 4. Milletvekilleri hakkında dokunulmazlık dosyası varsa mesela benimle ilgili bir tane fezleke var. Emine Ayna'ya bir şey söylemişim de hakaretten dokunulmazlığımın kaldırılmasını istiyorlar. Başımın üstünde. Bugün o sözü 50 defa daha söylerim. Şehitlerimizin kanlarının hatırı için. Milletvekili olduğumuz sürece zaman aşımı işlemez, gün gelir milletvekilliği biter. Buyur mahkemeye gel. 'Ananın adı, babanın adı' diye sormaya başlarlar. 'Efendim bu koskoca Kılıçdaroğlu canım. Bu da mahkemeye çıkmaz herhalde, milletvekilliği niye sona ersin bu adamın?' diye düşünebilirsiniz?"

Bu işin bir sonunun olduğunu ifade eden Arınç, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Benim için de var senin için de var. Bir gün milletvekilliğin sona ererse sana mahkemeden celp gelir. Bak arkadaş, ben sana 40 ihtimalden 3 tanesini söyleyeyim. Aklıma geldiği için. Bugün iyilik günü değil mi? Sadece çocuklara para verme günü değil. Sen bir gün bıkabilirsin. 'Bu partide hayat yok' diyebilirsin. 'Ne uzuyor, ne kısalıyor kardeşim, ben eski CHP'yi yeni CHP'ye çevirmek istedim, canımı çıkardılar. İstemiyorum be' diye isyan ettin ve siyaseti bırakmaya karar verdin. 'E gel bakalım' diyecek. 7-8 tane dosyan var veya hiç ummadığın bir zamanda ki artık umduğunu zannediyorum. Bir başkası gelecek genel başkanlığını elinden alacak senin ve adam sana o kadar kızgın birisi olacak ki bu dönemin sonunda seni milletvekili adayı yapmayacak. Ne yapacağız o zaman. Gel bakalım ananın adı, babanın adı, doğum yeri, doğum tarihi."

Arınç, buna benzer olayın Mehmet Ağar'ın başına geldiğini, mahkemenin, yüzde 9,5 ile baraj altında kalınca Ağar'a 'gel bakalım' dediğini ifade etti.

Aklın varsa deme

CHP'nin 1999 yılında ve ondan önceki seçimlerde baraj altında kaldığını hatırlatan Arınç, sözlerini şöyle tamamladı:

"Ben 1995'te parlamentoya girdim, sen yüzde 10,3 ile barajı aşmıştın. Bu 0.3'ün ne olduğunu Allah biliyor ama her türlü ihtimali kafanda topla. 'Bu adam bizi uyarmıştı' dersin. Geriye kalan 37'sini söylemeyeyim sana, 3 ihtimali düşün, ayağını sağlam yere bas. 'Bu yargı gayri meşru' deme. Aklın varsa deme. Sonra 'Aman yargı, canım yargı' dersin, vallahi kar etmez. Mursi'yi devirdiler Mısır'da. Halkın oyuyla gelmişti. Mursi'nin yerine başkası gelse halk oyuyla biz demokrasiye sahip çıktığımız için ona da sahip çıkardık ama birileri Türkiye'de kızdılar ona 'hep yanlış yaptı canım zaten haketmiş' diyenler oldu. 'Darbe' demeye dilleri varmadı. Sonra yazılar, bakın siyasetçilerin söylediğine 'sandık her şey değildir' demeye başladılar. Sandık her şey değildir. Bunu diyen de biraz önce bahsettiğim bu önemli kişi, onun arkadaşları. Sandık demokrasilerde çok önemlidir. Eğer siz iktidara gelecekseniz başka bir yol mu biliyorsunuz. Herhalde sandıkla geleceksiniz değil mi? 'Yok eskiden biz başka yolları beklerdik o yollarla iktidara niyetlenirdik. Çünkü bu millet bize 50'de bir fiske vurdu 63 seneden beri tek başımıza iktidara gelemiyoruz. Bize başka yollar lazım' diyorsanız, eski çamlar bardak oldu be kardeşim. Eskiden siz 'ordu bir darbe yapsa da bizim önümüz açılsa' diye beklerdiniz. Ordu artı CHP eşittir iktidar. Ordu kendi yoluna girdi, yurt savunması ve askerlik görevi. O zaman yüksek yargıyı çok övmeye başladınız. Anayasa Mahkemesi sizin sevgilinizdi bir ara. Ordu, artı yargı, eşittir CHP iktidar. Bunların hepsi bitti ama. Şimdi sandıktan başka bir yolunuz var mı? Yok. O zaman yok. O zaman 'sandıktan iktidar çıkmaz, demokrasi sadece sandık değildir' derken neyi kastediyorsunuz? Taksim olayını mı kastediyorsunuz, yoksa Ergenekon davasından dolayı bu kadar bağırmanızın altında yatan sebep, 'bir ihtimal daha vardı, o da gitti kör olasıca' diye ağlamak mı yatıyor be kardeşim.Vatandaşa gidin, millete gidin, milletle beraber olun. milletin sırtını sıvazlayan, kendisini kucaklayan, derdine sahip çıkan, milletin değerleriyle barışık her partinin iktidara gelme şansı var. Siz de gelin, siz de AK Parti gibi yapın. Sen 80 yıllık partisin, 63 yıldır iktidara gelemedin. Ben 15 aylık partiyken iktidara geldim, topla, tüfekle iftirayla bizi yıkamadınız."

Arınç, "Yargıyı toptan yok sayamazsınız. 'Bu yargı meşru değildir' diyor, sayın Kılıçdaroğlu. Olur mu böyle bir şey. 'Bu yargı zulümdür' diyor. 'Burası bilmem ne yargısıdır' diyor. 'Bunların hepsi tutsaktır' diyor. 'Silivri zindanları' diyor. Bunlar yerinde laflar değil. Bunlar bir siyasetçiye yakışmaz. Bunlar yanlış. 'Bu yargı gayrimeşru' deme, aklın varsa deme. Sonra 'Aman yargı, canım yargı' dersin, vallahi kar etmez" dedi.

Ona da razıyız

Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, Bursa Erzurum Dernekleri Federasyonu'nu ziyaretinde de çözüm süreci ile ilgili olarak, ''Başbakanımız ne diyor, 'Bu işi sürdürmek baldıran zehri içmek gibidir', biz ona da razıyız, yeter ki memleketimiz terörden kurtulsun. İktidardan gideceksek gidelim ama sonuç başarıya ulaşacaksa, ülkemize huzur gelecekse ona da razıyız'' diye konuştu.

AA

Kaynak: Haber Kaynağı
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmayacaktır!
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 - 2016 Polis Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Yazılımı: CM Bilişim