1. HABERLER

  2. POLİTİKA

  3. Erdoğan iftarda şehit ailelerine müjde verdi

Erdoğan iftarda şehit ailelerine müjde verdi

Başbakan Erdoğan, şehit aileleri ve gazilere verilen iftar programında şehit ve gazi yakınlarına "istihdam artışı, maaş ve faizsiz kredi" gibi müjdeler verdi. Erdoğan çözüm süreci ile ilgili de "aynı ezanla oruç açanların evlatlarının birbirine kastetmesi

A+A-

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, "Şehitlerine ve gazilerine sırtlarını dönenler, onlara yüz çevirenler vatanlarına, bayraklarına, mensubu oldukları milletlere sırtlarını dönmüş, yüz çevirmişlerdir. Biz tarihimiz boyunca asla böyle vefasız bir millet olmadık.

Allah'ın izniyle de ebediyen asla vefasız olmayacağız. Şehidini ve gazisini unutan, onlardan yüz çeviren, onlara hürmette kusur eden milletler geçmişlerini unutmuşlardır. Dolayısıyla onların gelecekleri de yoktur" dedi.Başbakan Erdoğan, Ankara Vilayetler Evinde Aile ve Sosyal Politikalara Bakanlığı tarafından şehit yakınları ve gazilere verdiği iftarın ardından yaptığı konuşmaya, tüm şehit yakınları ve gazilere samimi şükranlarını ileterek başladı.

Vatanları, bayrakları, milleti için fedakarca vazife yapmış gaziler ve bu uğurda ebediyete intikal etmiş şehitlerin iftihar vesilesi olduklarını ve her daim öyle kalacaklarını belirten Erdoğan, "Vatanları için canlarını feda etmiş, peygamberlik makamından sonraki en yüksek mertebeye ulaşmış şehitlerimizi bir kez daha hürmetle rahmetle minnetle yadediyorum. Allah onlardan razı olsun, mekanları inşallah cennet olsun. Bu mübarek ramazan akşamında Rabbim salat ve selamlarımızı tüm şehitlerimizin ruhuna bağışlasın, inşallah bizleri onların şefaetlerine nail eylesin" diye konuştu.

Başbakan Erdoğan, şehitlik mertebesine ulaşmak ne kadar ulvi bir dereceyse şehitlerin yakınları için de sabretmek, metanet içinde olmak ve rızayıilahiye teslim olmanın da bir o kadar büyük ve ulvi bir derece olduğuna işaret ederek, şöyle devam etti:

"Kur'an-ı Kerim, yani ilahi mesaj, bize o şehitlerin ölmediğini, yaşadıklarını, bizim bunu hissedemeyeceğimizi, anlayamayacağımızı, Allah katında onların rızıklandırıldıklarını bildiriyor. Onlar derecelerin en üstüne ulaştılar, Rabbimiz rızkıyla rızıklanıyorlar. Bunun bilinciyle bunun şuuruyla bizler de onların mübarek mertebelerine layık olmak için, onların aziz hatıralarını yaşatmak için özellikle de onların mirasına sahip çıkmak için tam bir hürmet, hassasiyet içinde olmaya azami özen gösteriyoruz.

Şunu bilmenizi isterim: Bu vatan bizlere her şeyden önce şehitlerimizin, gazilerimizin emanetidir. İstiklal şairimizin ifadesiyle 'Şüheda fışkıracak toprağı sıksan şüheda / Canı cananı bütün varımı alsın da hüda, etmesin tek vatanımdan beni dünyada cüda.' Bu topraklar sıradan topraklar değil, bu topraklar uğrunda şehitler verdik, bu topraklar o şehitlerimizin, gazilerimizin kanlarıyla adeta yoğruldu, hamur oldu.

Biz, bu topraklar üzerinde yaşıyoruz, bu bayrağı ve bu bayrağın onurunu ve şerefini muhafaza etmek her şeyden önce bize şehit ve gazilerimizin yüklediği ayrı birer vazifedir. Bayrağımız anlamlıdır ama bunun farkında olmayan gafiller de vardır, cahiller de vardır. Bayrağımız rengini, şehidimizin kanından alıyor. Bayrağımız hilalini, bağımsızlık mücadelemizin timsali, temsili olarak ifade ediyor. Yıldız ise işte o da şehitlerimizin ta kendisidir. Çünkü her şehit bir yıldızdır, her şehidin şehadeti bir yıldızın aslında ebediyete yürümesidir bunu böyle göreceğiz, bileceğiz."

"Şehit yakınlarını ve gazileri kutsal emanet olarak görüyoruz"

Başbakan Erdoğan, vatanı ve bayrağı şehit ve gazilerin emaneti gördükleri kadar, şehit yakınlarını ve gazileri de onların birer kutsal emaneti olarak gördüklerini vurguladı.

Erdoğan, "Şehitlerine ve gazilerine sırtlarını dönenler, onlara yüz çevirenler vatanlarına, bayraklarına, mensubu oldukları milletlere sırtlarını dönmüş, yüz çevirmişlerdir. Biz tarihimiz boyunca asla böyle vefasız bir millet olmadık. Allah'ın izniyle de ebediyen asla vefasız olmayacağız. Şehidini ve gazisini unutan, onlardan yüz çeviren, onlara hürmete kusur eden milletler geçmişlerini unutmuşlardır. Dolayısıyla onların gelecekleri de yoktur" ifadesini kullandı.

"Ailelerin mağduriyetini hep gidermenin gayreti içinde olduk"

İstiklal şairi merhum Mehmet Akif Ersoy'un "Bizler, hepimiz şehit torunlarıyız, şehit çocuklarıyız" sözlerini hatırlatan Başbakan Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Atalarımızın, ecdadımızın o mübarek, o muazzez şehitlerimizin ruhlarını unutmayacağız. Bir ülkenin ve bir milletin şehit ve gazilerine göstereceği en öncelikli vefa bir vazife olarak telakiyle bunu söylüyorum. Gazilerine ve şehitlerinin yakınlarına şüphesiz ki sahip çıkmaktır. Canlarını vatan için feda etmiş şehitlerimizin yakınları, vatanı için canlarını ortaya koymuş gazilerimiz bize emanet edilmiş en kutsal değerlerimizdir. Şehit yakını ve gazilerimizin her ihtiyacı, her talebi şüphesiz ki bizim önceliklerimiz arasındadır.

Şu 10 yıllık iktidarımız döneminde sürekli olarak bu konularda aldığımız kararlar, çıkardığımız kanunlar cumhuriyet tarihinde hiçbir dönemde, iddia ile söylüyorum, çıkarılmamıştır. Bizler, kıdem tazminatlarından tutunuz maaşlarına varıncaya kadar, aileden devlette görevlendirmeye varıncaya kadar, Vakıflardan kendilerine verilen desteklere varıncaya kadar hamdolsun geride bıraktıkları ailelerinin mağduriyetini hep gidermenin gayreti içinde olduk. Şehitlerimizin yakınlarının, özellikle de gazilerimizin gönül huzuru içinde, refah içinde, hiç kimseye muhtaç olmadan, hiç kimseye boyun eğmeden yaşamlarını idame ettirmeleri bizim en başta gelen görevimizdir."

Başbakan Erdoğan, iktidarda bulundukları 10,5 yılda şehit yakınları ve gazilere sahip çıkma konusunda çok samimi bir gayret içinde olduklarını, 2010 yılındaki halk oylamasıyla şehit yakınları ve gazileri için alınacak tedbirlerin "eşitlik" ilkesine aykırı sayılmayacağını, üzerinde kolay oynanmasını engellemek için, anayasal hükme bağladıklarını anlattı.

Şehit yakınları ve gazilerin durumlarını kademe kademe daha da iyileştirmeye gayret ettiklerini, 2011 yılında Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı bünyesinde Şehit Yakınları ve Gaziler Dairesi Başkanlığını ihdas ettiklerini, istihdam hakları, maaşlar, şehitliğin tanım ve kapsamı ve diğer destekler noktasında önemli bir yasayı geçen yıl temmuz ayında TBMM'den geçirdiklerini, bu yıl da geçen hafta şehit yakını ve gazileri çok yakından ilgilendiren düzenlemeleri kanunlaştırdıklarını anımsattı.

TBMM'nin 1 Temmuz itibariyle tatile çıkmasını "bu kanunlar çıkmadan Meclis tatile çıkamaz. Bunlar çıkacak, bu kanunlar çıkacak ancak ondan sonra Meclis tatil edilebilir" diyerek ertelettiğini dile getiren Başbakan Erdoğan, pazar günü Meclis'in yoğun şekilde çalıştıktan sonra tatile girdiğini ve şehit yakınları ile gazileri ilgilendiren yasa hükümlerinin kabul edildiğini belirtti.

Başbakan Erdoğan, geçen hafta TBMM'de kabul edilerek yasalaşan, şehit yakınları ve gazileri ilgilendiren düzenlemelerin bazılarının vatandaşlar tarafından bilinmediğini belirterek, bu hakları anlattı.

Terörle mücadele kapsamında şehit olanların yakınları ile gazilerin kamuda bir olan istihdam hakkının daha önce ikiye çıkarıldığını anımsatan Başbakan Erdoğan, yeni yasayla bu hakkın kapsamının genişletildiğini ve yaklaşık 35 bin kişinin yararlanacağı bir düzenleme haline getirildiğini kaydetti.

Erdoğan, 2004 yılında terör mağduru vatandaşlara tazminat hakkı getirildiğini, geçen yıl da istihdam haklarını teslim ettiklerini hatırlatarak, şunları söyledi:

"Geçen hafta yaptığımız düzenlemeyle terör mağduru vatandaşlarımıza da maaş ve istihdam hakkı getirdik. Son düzenlemeyle faizsiz konut kredisinden yararlanamayan şehit yakını ve gazilerimizi de bu kapsamın içinde aldık. Hak sahipleri, 73 bin lira tutarında 20 yıl vadeli faizsiz konut kredisinden artık istifade edebilecekler. Dairelerde de onlar için bekleme söz konusu olmayacak. Vazife malullerine, derece ve kademe ilerleme imkanı getirerek, aylıklarının artmasını sağladık. Vazife malullüğü kapsamında ek ödemeyle eğitim-öğretim yardımı alamayanların artık bu haktan yararlanmalarını sağlıyoruz. Ücretsiz seyahat, su ve elektrik indirimi kapsamını genişlettik. Vazife ve harp malullüğü kapsamında, su ve elekritik ücretlerinde indirim imkanından yararlanamayanların tamamı artık bu haktan istifade edebilecekler.

Gazilerimizin ücretsiz seyahat hakkı bulunmaya 25 yaşından küçük çocuklarına ile anne ve babalarına da ücretsiz seyahat hakkını getirdik. 2012 yılında şehitlerimizin, anne ve babalarında aranan malullük ve muhtaçlık şartını kaldırmış, ödenen maaşa da asgari bir sınır getirerek maaşların artmasını sağlamıştık, geçen hafta çıkan düzenlemeyle bu hakkın kapsamını da genişlettik. Afyonkarahisar'da meydana gelen elim olayın ardından oradaki şehitlerimizin yakınlarını da kapsama alacak bazı düzenlemeleri de Meclisimizden geçirdik. Bu olaydan etkilenen gazilerimizi ve şehit yakınlarımızı 2330 sayılı kanun kapsamına aldık ve haklarını genişlettik."

"Ana sütü kadar helal olan bu hakların hayırlı olmasını diliyorum"

Başbakan Erdoğan, harp malulü kapsamındaki er ve erbaşların aylıklarını artırdıklarını, çalışmaya devam eden gazilerin maluliyet aylıklarının kesilmesini engelleyerek, iki aylığı birden almalarına ve emeklilik haklarına kavuşturduklarını vurgulayarak, "Geçen hafta TBMM'de yasalaşan bu kanunla şehit yakınlarımıza ve gazilerimize çok önemli haklar getirdik. İnşallah Cumhurbaşkanımızın onaylamasıyla birlikte bu haklar uygulanmaya başlanacak. Ana sütü kadar helal olan bu haklarınızın sizlere, kapsam içindeki şehit yakınlarımıza, malüllerimize, gazilerimize hayırlı olmasını diliyorum" dedi.

Bu düzenlemeleri yapan Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı çalışanlarına Bakan Fatma Şahin'e ve tüm ekibine teşekkür eden Başbakan Erdoğan, ihtiyaç hasıl oldukça, gelen talepleri dikkate alarak zaman içinde eksikliklerin giderileceğini, şehit yakınları ve gazileri en mükemmel şartlarla buluşturmaya devam edeceklerini bildirdi.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, "Aynı ezanla aynı besmeleyle aynı duayla oruç açanların evlatlarının birbirine kastetmesine şu yürek dayanmaz. Terörle mücadele ederiz, teröristle mücadele ederiz. Kararlıktan asla vazgeçmeyiz ama bu mücadeleyi verirken annelerin babaların yüreklerini ferahlatmak da bizim asıl gayemiz, asıl hedefimizdir" dedi.Vilayetlerevi'nde şehit aileleri ve gazi yakınları için düzenlenen iftar yemeğine katılan Başbakan Erdoğan, Türkiye'de şehitlik konusunun birileri tarafından istismar edildiğine dikkati çekti.

"Ölüm haktır. Öyle veya böyle hepimiz öleceğiz. Ölüm yaşla bağımlı değildir. En yaşlı olan ölür, en genç ölmez diye bir şey yok. Kimin nerede, ne zaman, nasıl öleceği belli değildir. Ne bir saat ileri, ne bir saat geri" diyen Erdoğan, şöyle devam etti:

"Biz Müslümanlar için söylüyorum, Müslümanlar olarak biz, buna böyle inanırız. Şu anda içimizde şehitlerimiz olduğu gibi, şehitlerimizin dışında da kim bilir bu, bir hüznün tekrarlanması olmasın ama bir gerçeği teyit etmek için, tespit için söylüyorum çocuk yaşta yavrularını kaybeden annelerimiz, babalarımız var, yakınlarımız var, değil mi? Herhangi bir hastalık sebebiyle olabilir, trafik kazası sebebiyle olabilir. Şu anda trafik kazalarında kaybettiğimiz insan sayısı teröre maalesef şehit olarak verdiğimizden çok daha fazla. Bununla ilgili feryat var mı, yok. 'Trafik kazası' diyor, gelip geçiyoruz ama terörle ilgili olduğu zaman birilerini çok kaşıdığı için üzerine üzerine giderek buradan maalesef birileri bir şeyler toplamak istiyor.

Her zaman üst bu işlerde sorumlu olarak tutulur. Varsa yanlış hatta tabii ki bunların üzerine gidilir ama bir gerçeği bilmek de gerekiyor ki biz yavrularımızın eline kına yakarak askere göndeririz. Bakın İslam dünyasında hiçbir ülke askerine 'Mehmetçik' adını koymamıştır. Mehmetçik ifadesi sadece bizde vardır. 'Bu nereden buraya devşirilmiştir, dönüştürülmüştür' derseniz, bu, küçük 'Muhammed' adına Mehmetçik'tir. Muhammed'i kullanmaz, bizim büyüklerimiz. Edebinden dolayı. Önceleri bunu 'Mehemmet' olarak kullanmış, daha sonra bunu Mehmet'e dönüştürmüş ve askerde de Mehmetçik olarak bunu kullanmış. Mehmetçiğimizin şehadeti bizde o denli farklı izler bırakır. Onun için onların muhabbeti hiç bir zaman tartışılmaz."

-"Her bir şehit bizim için bir ışıktır"-

"Aziz şehitlerimiz şehadet mertebesine ulaşıncaya kadar sizlerin çocukları, sizlerin kardeşleri, sizlerin eşleriydi ama şimdi o aziz şehitler bizim çocuklarımızdır, bu milletin çocuklarıdır bundan kimsenin en ufak şüphesi olmasın" ifadesini kullanan Erdoğan, şunları söyledi:

"Onlar ne kadar sizin yüreğinin parçasıysa inanın o kadar da bizim yüreğimizin parçasıdır ama bu istismar konusu yapılırsa, bu bizi de üzer. Zaman zaman bu oluyor. Hele hele ölümün hak olduğuna inananlar, burada asla istismarın içine girmemelidir. Bütün mesele, buna inanılmış mıdır, inanılmamış mıdır? Biz, buna inanmışızdır. Tarih boyunca her bir şehidimiz, vatanı için, toprağı için, namusu, şerefi, istiklali için, geride kalanların huzur ve refahı için kanını akıtmıştır. Her bir şehit bizim için bir ışıktır, yolumuzu aydınlatan bir rehberdir. Şehit ve gazilerinin izinden gitmeyenler, o patikadan ilerlemeyenler kaybolmaya ve kaybetmeye mahkumdurlar. İnanın, 10.5 yıl boyunca her ne yaptıysak şehit ve gazilerimizin aziz ruhlarını incitmemeye özen göstererek yaptık. Bu vatanın, bu bayrağın bize onların bir emaneti olduğu şuurunu hiç bir zaman aklımızdan çıkarmadık. Onların izinden ayrılmamaya çok ama çok özen gösterdik."

Çözüm süreci

Çözüm sürecine de değinen Başbakan Erdoğan, şöyle konuştu:

"(Çözüm süreci) adını verdiğimiz süreç, şunu iyi bilmenizi, şundan emin olmanızı isterim ki asla ve asla şehitlerimizin ruhunu muazzep edecek, onların hatırasını incitecek bir süreç değildir. Biz, böyle bir girişimin içinde asla olmayız. Şehitlerimizin hatırasına gölge düşürecek bir adımı biz asla atmayız. Şehitlerimizin hatırası, her ideolojinin, her siyasi görüşün, her siyasi tasavvurun kat be kat üzerindedir. Bizim anlayışımız şudur, eğer bir tek şehidimizin aziz hatırası incinecekse, her şeyden hatta serimizden yani başımızdan dahi geçmek bizim varlık sebebimizdir.

Şehitlerimizin karşısında, makamların, rütbelerin, siyasi görüşlerin, siyasi rekabetin, çıkar kavgalarının hiçbir anlamı yoktur ve olamaz. Peygamberlerden sonraki en büyük mertebeye ulaşmış o aziz şehitler huzurunda hiçbir şey onların hatırasından, onların miras bıraktığı değerlerden daha anlamlı, daha önemli değildir. Biz, 'çözüm süreci' adını verdiğimiz çalışmaları işte böyle bir anlayışın üzerine bina ettik.

Partimizi kurduğumuz andan itibaren şehit ve gazilerimizin ruhlarını incitmeden, onların rehberliğinde, kardeşliği hukuk çerçevesinde bu meseleyi çözmeyi kendimize gaye edindik. Birilerinin tamamen siyasi mülahazalarla tamamen çıkar çerçevesinde şehitlerimizin aziz hatırasını maalesef istismar etmek suretiyle çözüm süreci hakkında fitne, iftira ve ithamlar içinde olması lütfen sizleri yanıltmasın, aldatmasın. Bu süreç 'al ver' süreci değildir. Bu süreç asla pazarlık süreci değildir. Ülkemizin istikbali, istiklali için, bayrağımızın şerefi için, milletimizin namusu için gerekirse ebediyete kadar kahramanca mücadele veririz. Biz, ecdadımızdan böyle gördük. Gerektiğinde de böyle devam ederiz ama biz ölmenin ve öldürmenin devam ettiği değil, yaşamanın ve yaşatmanın egemen olduğu böyle bir ülke böyle bir toplum istiyoruz."

"7 aydır artık şehitler gelmiyor"

Çözüm sürecinin başlamasından bu yana artık şehit haberi gelmediğine işaret eden Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Şurada 7 aydır artık şehitler gelmiyor. Bu, bir rahatlama değil mi? Bu, bir toplumda huzur havasının esmesi değil mi?Beklediğimiz, aradığımız bu değil mi? 76 milyonun çok büyük bir kısmı, şu anda mübarek ramazan ayında, aynı dinin, aynı kitabın emri olan orucu tutuyor. İftarın öncesinde herkes ayın sofranın başında aynı niyetle okunacak ezanı bekliyor. Iğdır'da, Ardahan'da, Van'da, Hakkari'de okunmaya başlanan ezan köy köy, ilçe ilçe tüm Türkiye'yi geçiyor, Muğla'ya, İzmir'e, Çanakkale'ye, Edirne'ye ulaşıyor. Van'da başlayan iftar Edirne'ye kadar devam ediyor. 76 milyon aynı ezanı dinliyor, aynı ezanla felaha koşuyor. Aynı ezanla bereketle kucaklaşıyoruz. Benim Afyonkarahisarlı, Yozgatlı, Konyalı, İstanbullu, Edirneli annemle, Vanlı, Diyarbakırlı, Muşlu annem aynı sofranın güzel telaşını yaşıyor. İftar sofrası sadece gıdasıyla değil, sohbetiyle muhabbettiyle huzuruyla da bereketlidir. Hiçbir anne, hiçbir baba o iftar sofrasında bir sandalyenin boş kalmasını, bir tabağın eksik kalmasını, bir kaşık tıkırtısının noksan omasını istemez. Aynı ezanla aynı besmeleyle aynı duayla oruç açanların evlatlarının birbirine kastetmesine şu yürek dayanmaz. Terörle mücadele ederiz, teröristle mücadele ederiz. Kararlıktan asla vazgeçmeyiz ama bu mücadeleyi verirken annelerin, babaların yüreklerini ferahlatmak da bizim asıl gayemiz, asıl hedefimizdir."

"Ay yıldızlı bayrağa sarılmış tabutlar gelmiyor. Aylardır sizin yaşadığınız o tarifsiz acıyı, evladını yitirmenin o büyük yürek yarasını o Denizli'deki annenin de ifade ettiği gibi 'ah bu süreç şöyle 6-7 ay önce başlasaydı' ifadesi ortaya çok açık net koyuyor" diyen Erdoğan, şöyle dedi:

"Başka anneler, başka babalar bunu tecrübe etmesin istiyoruz. Rabbim hiç kimseye evlat acısı yaşatmasın. Biz, işte bu duayı edecek kadar büyük milletiz. Biz, vatanını müdaafa ederken öldürdüğü genç için de yürek sızısı hisseden o annelerin, o babaların acısını paylaşan bir milletiz. Kin ve intikam duygusu bizim millet olarak asla prim verdiğimiz duygu değildir. Elbette bize yaşatılanları unutmayacağız. Elbette bizim evlatlarımızıa kastedenleri unutmayacağız ama daha fazla ölümün, daha fazla acının, daha fazla gözyaşının önüne geçebilmek için meşruiyet dairesinde mücadeleye kararlılıkla devam edeceğiz."

Başbakan Erdoğan, sadece teröre ve teröriste karşı değil, onları kullanan, onlar üzerinden Türkiye ile hesap görmeye çalışanlara karşı da mücadele verdiklerine dikkati çekerek, şunları söyledi:

"Kanın, gözyaşının, istismarın devam etmesini isteyen, bundan her türlü çıkar devşirmek isteyen, gençlerimizin kanıyla beslenen, bunun devamını isteyen çok farklı çevreler ve odaklar var. Çözüm süreci kararlıkla devam ederken, bu odakların, bu çevrelerin de boş durmadığına şahit oluyoruz. Süreci sabote etmek için, kan akması için, gençlerin ölmesi ve öldürmesi için her türlü tahriki yapan alçakların, hainlerin işbaşı yaptıklarına da bu arada şahit oluyoruz. Biz, bunların hiçbirine boyun eğmeyiz ve eğmeyeceğiz. Tekrar ediyorum, taviz vermeyiz. Anayasa ve yasaların çinenmesine müsamaha göstermeyiz. Değerlerimizin ayaklar altına alınmasına hele hele aziz şehitlerimizin ruhlarının inciltilmesine asla göz yummayız. Bu süreci tahriklerle provokasyonlarla çirkin bazı girişimlerle akamete uğratmak isteylenler tarihe hesap veremez. Türkiye Cumhuriyeti devleti küçük hesaplar, küçük kurnazlıklar karşısında boyun eğecek bir devlet değildir."

"Sabrımızı muhafaza edeceğiz"

Erdoğan, kanın durması için samimi ve gönülden çaba gösterirken, birilerinin de siyasi rant, siyasi hesap içinde olduğunu çok iyi gördüklerini ifade ederek, "Sabrımızı muhafaza edeceğiz. Bu milletin kardeşliği için sabırla, kararlılıkla, metanetle yolumuza devam edeceğiz. Bu meseleyi Allah'ın izniyle artık rafa kaldıracak, Türkiye'nin önündeki engeli, Türkiye'nin ayaklarına takılmış prangayı mutlaka kırıp, yok edeceğiz. Sizlerden bize inanmanızı, bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da bize güvenmesinizi rica ediyorum. Biz, bugüne kadar sizin başınınızı öne eğecek hiçbir girişimin içinde olmadık. Hiç şüpheniz olmasın bundan sonra da asla başınızı öne eğdirmeyeceğiz" diye konuştu.

"Dünya güçlü bir Türkiye istemiyor"

Dünyada farklı bir Türkiye konuşulduğunu dile getiren Erdoğan, dünyanın güçlü bir Türkiye istemediğine işaret ederek, bunun özellikle bilinmesini istedi. Erdoğan, "Bölgemizde oynanan oyunlar zayıflatılmış bir Türkiye içindir. Ama biz, buna da pirim vermeyeceğiz. İnşallah bunu da hep birlikte çözeceğiz. Onlar yanlış hesaplar peşindeler. Biz ise hesabımızı iyi yapıyoruz. Biz biliyoruz ki biz önce eşeği sağlam kazığa bağlayacağız, ondan sonra da Allah'a emanet edeceğiz" ifadesini kullandı.

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmayacaktır!