• BIST 89.282
  • Altın 145,897
  • Dolar 3,6363
  • Euro 3,8917
  • Ankara : 11 °C
  • İstanbul : 11 °C
  • İzmir : 16 °C
  • Antalya : 13 °C
  • Erzurum : 2 °C

Kanser Hastaları ve Çocuklar Paça Yemeli

Onkoloji uzmanı Dr. Yavuz Dizdar, kanser ve kanserle mücadele konusunda çok önemli açıklamalar yaptı.
Kanser Hastaları ve Çocuklar Paça Yemeli

Vatan Gazetesi'ne konuşan İstanbulÜniversitesi Tıp Fakültesi Onkoloji Enstitüsü Öğretim Üyesi Dr. Yavuz Dizdar, "Özellikle kanser hastalarının kollajen tüketmeleri gerekiyor. Kollajen, kemik suyunda var, paçada ve gerçek tavuğun suyunda var. Eğer hasta böyle beslenirse hem tedaviyi kaldırması hem de ileride sağlığına kavuşması daha kolay oluyor" dedi.

“Sınırsız kemoterapiyle hastanın hayatta kalmasını sağlayan rezervlerini ortadan kaldırıyorsunuz” demiştiniz. Yani bağışıklık sistemi mi çöküyor hastanın?

Sadece bağışıklık değil tabii... Sizin hastaya verdiğiniz herhangi bir ilacın, toksik, yani zehirli etkisinin karaciğerde yok edilmesi için birtakım mekanizmalar çalışıyor. Bu mekanizmalar neyle çalışıyor? Hammadde girdisiyle... İşte sorun burada çıkıyor. Bu mekanizmalar ancak gerçek gıdayla beslenildiğinde doğru çalışıyor. Sahte gıdayla beslenmeye çalışırsanız çöküyor. Dolayısıyla sizin elinizdeki insanlar artık bundan 20 yıl kadar önceki dayanıklı insanlar değil.

20 yıl önce insanlar kemoterapiye daha mı dirençliydiler?

Öyle bir varsayımı söylemeniz mümkün. ABD her açıdan bizden 50 yıl önden gitmiştir. Hastalıklar açısından da... Biz bu önde gidişte ne görüyoruz? Öncelikle gıdaların endüstrileşmesini ve buna bağlı olarak da hastalıkların artışını görüyoruz. Türkiye’de de son 15 yıl içinde bir gıda değişikliği oldu. “Bu, toplumda kanser vakalarının ve pek çok hastalığın artışına sebep olsa da, ne mutlu ki Amerika’yı yakalayamadı” diyor meslektaşlarımız. Evet, biz hâlâ Amerika’ya göre daha iyi bir durumdayız ama eğer aynı yolu izlemeye devam edersek Türkiye’deki insanların bünyesinin de bu şekilde değişeceğini biliyoruz.

Mesela bizim margarinle tanışmamız 1950’lerdir, Amerika 1910’da tanışıyor... Biz kutu sütle 20 yıl önce tanışmışız, Amerika 1950’de... Bugün New York’a gidin, “Süt nasıl bozuluyor?” diye sorun, bunu kimse hatırlamayacaktır. Onlar, “Süt bir ay dayanmaz” lafına da herhangi bir yanıt veremeyeceklerdir. Çünkü zaten bunun normalinin artık ne olduğunu bilmemekteler. O yüzden kutunun üzerine tarih yazarsınız, endüstri döngüsünü sürdürmek için tabii ki... Çünkü aslında bu sütün o tarihte de bozulmayacağını, dört ay, altı ay daha dayanacağını biliyoruz...

14 yıl bozulmayan bir hamburgerden bahsediyoruz bugün...

Evet. Çünkü bazı işlemleri yaparsanız o hamburger bozulmaz. İlginç geliyor insanlara ama biraz kurur sadece. Evde iki yıldır kek saklıyorum, hiçbir şey olmadığını biliyorum. Bir miktar kuruyor, herhangi bir küflenme söz konusu değil.

Süt de, kek de bozulmuyor ama onları tüketen insanlar bozuluyor...

Kesinlikle... Bizim 20 yıl önce böyle beslenmek hayatımızın küçük bir parçasını oluşturuyordu, bugün artık açılmış olan ucuz marketler nedeniyle köylerde de bu ürünler tüketiliyor. Vücudumuz için gerekli kaynağı sadece buradan alıyoruz. Bol hormonlu, bol tarım ilacı artıklı, ama raf ömrü uzun gıdaları yiye yiye de her geçen gün daha çok kansere yakalanıyoruz... Alzheimer’lı yaşlılar, hiperaktivite sendromlu çocuklar hızla artıyor. Bu işin bir tarafı, diğer tarafı ise şu; sürekli kemoterapi gören hasta bir süre sonra çiğneyemiyor, yutamıyor... Ona kutu mama veriyoruz. Tamam, mamayı verelim ama bu hastanın normal beslenmesi lazım.Çünkü en azından şunu bilmemiz gerekiyor; verilen her tedaviyle hastanın vücudundan eksilen kısım her neyse bunun sağlıklı biçimde yerine konması gerekiyor. Siz bunu yerine koymadığınız takdirde vücut mevcut olanı da zaman içinde yavaş yavaş yemeye başlıyor...

Kanser Değil Gereksiz Kemoterapi Öldürür

KEMOTERAPİ

Kemoterepide hastayı toksik bir şeyle, yani zehir vererek iyileştirmeye çalışıyorsunuz. Bu arada sürekli olarak hastanın vücudundan birtakım şeyleri yemeye başlıyorsunuz. Onun hayatta kalmasını, mücadele etmesini sağlayan rezervlerini ortadan kaldırıyorsunuz çünkü. İnsanın vücudunun bir rezervi var. İşte tıp bu alanda, hele onkoloji alanında hastaya nasıl beslenmesi gerektiği konusunda hiçbir şey söylemiyor. O zaman şuraya geliyor mesele; eğer kemoterapiyi abartırsanız, bu hasta da vücut olarak bunu karşılayamaz bir kaynağa sahipse, siz hastalıkla değil, artık tedavinin yan etkileriyle mücadele etmek zorunda kalıyorsunuz.

Oynanmış gıdalarla beslenmeyin

- Kanser hastaları nasıl beslenmeli?

Hastanın yediklerinin gerçek, oynanmamış gıdalar olması gerekiyor. Mama bir yere kadar katkıda bulunabilir. Ama ana beslenme unsuru oluşturamıyor. Çünkü baktığınız zaman mamanın içinde de süt proteini var. Bunun yerine gerçek süt bulacaksınız, bundan yoğurt yapacak, onu tüketeceksiniz. Ama burada benim özellikle vurgulamak istediğim şey şu; hastaların kollajen tüketmeleri gerekiyor. Yani jöle... Bu, kemik suyunda var, paçada ve gerçek tavuğun suyunda var. Ama kollajenin açığa çıkması için tavuğun, paçanın uzun süreli pişirilmesi gerekiyor.

- Neden kollajen tüketmeli peki?

Çünkü kemoterapide verilen ilaçların vücudun kollajen sentezini bozma gibi bir etkisi var. O zaman vücut bir şekilde çözülmeye başlıyor. Bu uzun vadede olan bir şey... Eğer vücut bu kollajeni yerine koyabilirse, o zaman hastanın hem tedaviyi kaldırması hem de ileride sağlığına kavuşması daha kolay oluyor. Çocukların da paça yemesinde büyük fayda var. Çünkü büyüme aşamasındalar...

Canlı süt ve yoğurtla beslenin

- Paçadan başka ne öneriyorsunuz?

Vücudun savunma mekanizmasını oluşturan ‘glutatyon’ dediğimiz molekül özellikle gerçek süt ve yoğurtta var. Kemoterapinin zararlı etkilerinin ortadan kaldırılması bu molekülle oluyor. Bu yüzden bol bol gerçek yoğurt tüketmekte fayda var. Ama gerçek gıdalarla değil de sahtelerle beslenirsek aynı etki olmuyor.

Bağışıklık sistemimizi güçlendirmek için öncelikle ne yemeliyiz peki?

Gerçek süt ve gerçek yoğurt. Bunlar tam gıdalar ve faydaları artık bilimsel olarak da ortaya kondu. Biliyorsunuz anne sütüyle beslenen çocuklar hastalıklara çok daha az yakalanıyor. Çünkü anne sütü tam ve canlı bir süt...

Canlı sütten kasıt nedir?

Günlük, oynanmamış, doğal... Sütün bu canlı halinin çok önemli bir özelliği var; vücuda giren yabancı, kanser yapıcı maddeleri tutup, bağlama ve vücutta emilmesini engelleme özelliği...

Zehirlenmelerde yoğurt yedirtilmesinin mantığı da bu. Çünkü mesela gördük ki anne sütüne de tarım ilacı bulaşıyor, bu anne sütünü emen bebekte bir sıkıntı çıkmıyor. Demek ki sütün bu tutma özelliğine bağlı olarak çıkmıyor. Ama bunun için sütün özellikle homojenizasyon ve UHT işleminden geçirilmemesi gerekiyor. Aynı şey yoğurt için de geçerli.

Mine Şenocaklı/Vatan

Kaynak: Haber Kaynağı
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmayacaktır!
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
  • Bakan'dan saldırı açıklaması29 Haziran 2016 Çarşamba 17:54
  • GSS sisteminde yeni düzenleme yapılacak24 Haziran 2016 Cuma 21:28
  • İzmir'de salgın: Ölümcül olabilir27 Mayıs 2016 Cuma 14:14
  • Yeni hükümetin ilk işi genel sağlık sigortası23 Mayıs 2016 Pazartesi 10:50
  • Skandal! Hamburgerde insan ve fare DNA'sı bulundu12 Mayıs 2016 Perşembe 06:31
  • Bütçenin 5'te 1'i o hastalığa gidiyor!22 Nisan 2016 Cuma 21:12
  • Diyabet hastalarında ayak tehlikesi21 Nisan 2016 Perşembe 17:12
  • Mide ekşimesine ne iyi gelir?16 Nisan 2016 Cumartesi 08:18
  • İlaçta protokol krizi sona erdi01 Nisan 2016 Cuma 09:53
  • Gebelikte anne ölümlerinin ikinci sebebi yüksek tansiyon12 Mart 2016 Cumartesi 23:43
  • EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ
    Tüm Hakları Saklıdır © 2012 - 2016 Polis Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Haber Yazılımı: CM Bilişim