• BIST 106.843
  • Altın 142,630
  • Dolar 3,5367
  • Euro 4,1209
  • Ankara : 22 °C
  • İstanbul : 24 °C
  • İzmir : 27 °C
  • Antalya : 29 °C
  • Erzurum : 16 °C

Militanlığa Giden Yol Sabıkadan Geçiyor

Militanlığa Giden Yol Sabıkadan Geçiyor

Terör örgütleri, yeni üye kazanmak için her yolu deniyor. Özellikle kırsal kesimden büyük şehirlere okumak için gelen öğrenciler yakın takibe alınıyor. Örgüt üyesi kızlar, gençlerle duygusal ilişki kuruyor. Hedef seçilen kişiye çok önemli birisi olduğu hissettiriliyor. Daha sonra kendilerine has yöntemlerle gençler marjinalleştirilerek şiddete yönlendiriliyor.

Devrimci Halk Kurtuluş Partisi-Cephesi’nin (DHKP-C) Ankara’daki Amerikan Büyükelçiliği’ne düzenlediği intihar saldırısı, terörün soğuk yüzünü bir kez daha gösterdi. İntihar bombacısı Ecevit Şanlı, emekliliğine sayılı günler kalan bir güvenlik görevlisinin ölümüne sebep oldu, gazeteci Didem Tuncay’ı da ağır yaraladı. DHKP-C, iki hafta öncesinde de gündemdeydi. Kızını terör örgütünden kurtarmaya çalışan Ankaralı inşaat işçisi Hüseyin Yücel “Yavrumu benden çaldılar.” diye feryat ediyordu. Tıpkı, daha 16 yaşındaki oğlu Berk’i aynı terör örgütüne kaptıran İzmirli baba İsmail Ercan gibi…


dhkp-cgencler.png



İller farklıydı ama terör örgütlerinin gençleri içlerine çekme yöntemleri aynı; çok masum görünen bir konser organizasyonu, legal bir dergi ya da gazete... Zaman'ın haberine göre, Örgütler, kendilerine has yöntemlerle gençleri marjinalleştiriyor, şiddete yönlendiriyor.

Doğu illerinde PKK, El Kaide ve Hizbullah; batıdaki büyük şehirlerde ise DHKP-C gençleri saflarına katmak için büyük çaba sarf ediyor.

Araştırmalar, özellikle PKK ve DHKP-C’ye en fazla katılımın 18 yaşındaki gençler arasından olduğunu gösteriyor. Marksist-Leninist gelenekten beslenen bu terör örgütlerinden DHKP-C, özellikle Alevileri; PKK da tahmin edileceği gibi Kürt gençleri hedef seçiyor. İslam’ı kullanan terör örgütleri ise genelde küçük illerde yaşayan eğitimsiz gençlere yöneliyor.

Terör örgütleri militan kazanmak için akrabalık ve hemşehrilik ilişkilerini kullanıyor, anne ve babalarından yeterli derecede ilgi göremeyen gençlerle ilgileniyor.Özellikle çok çocuklu aileleri tespit edip, o aileler üzerinde çalışıyorlar. Terör uzmanları, Zirve Yayınevi, Rahip Santoro, Hrant Dink ve Danıştay Saldırısı cinayetlerini hatırlatarak “Gençlerin milliyetçilik duyguları da kullanılıyor.” diyor. Peki, anne ve babalar çocuklarını terör örgütlerinden korumak için neler yapmalı?

Terör örgütleri hangi yöntemleri izliyor?

Terör örgütleri, kendilerine yakın legal dernekler vasıtasıyla piknikler, gençlik şölenleri ve yaz kampları düzenliyor. Bu aktivitelere davet edilen gençlere yavaş yavaş örgüt propagandası yapılmaya başlanıyor.

Örgütlere katılan gençlere okunacak kitap ve dergi listeleri veriliyor. Genç, ideolojik anlamda yol kat etmeye başlayınca propagandanın dozu da artırılıyor. PKK “Bizler hor görülen Kürt halkını temsil ediyoruz” şeklinde bir söylem tercih ediyor. DHKP-C, ezilen halklar ve işçileri temsil ettiğini iddia ediyor. El Kaide ve Hizbullah terör örgütü ise din adına savaştıklarını empoze ediyor. Böylece karşıt görüşteki insanlardan nefret ediliyor. Bu nefretin sonu canlı bomba olmaya kadar gidiyor. 

Yeni katılan üyelere ilk olarak önemsendikleri hissettiriliyor. PKK, ‘küçük generallerimiz’; DHKP-C, ‘devrimci militanlar’; Hizbullah ise ‘Allah’ın askerleri’ şeklinde gençleri motive ediyor. Daha sonra gençlere görevler veriliyor. Afiş astırılıyor, sokaklarda bülten dağıttırılıyor. Mesela doğu illerinde kepenk indirme görevini 13-14 yaşındaki çocuklar üstleniyor. Çocukta “Gittim, kocaman adamı dize getirerek dükkânı kapattırdım.” algısı oluşuyor.

Terör örgütlerine katılan yeni üyeler suça teşvik ediliyor. Örgüte maddi destek sağlamak için soygun ve gasp yapılıyor, haraç toplanıyor. Yeni katılan bir üye için sabıka almak ‘dönüm noktası’ olarak ifade ediliyor, kendini ispat etme noktası olarak görülüyor. Sabıka alan genç, bu eşikten sonra adeta örgütün malı haline geliyor. DHKP-C üyelerinin yüzde 66’sının sabıkalı olduğu tespit edilmiş.  www.polishaber.net

Gençler, yürüyüşlere, sokak eylemlerine ve basın açıklamalarına çağrılıyor. Gelmek istemeyenler, “Yoksa korkuyor musun?” denilerek cesaretlendiriliyor. Polis müdahale ederse bu kez de “Bak bize gaz bombası atıyorlar.” şeklinde propaganda yapılıyor. www.polishaber.net

Özellikle PKK ve DHKP-C, gençleri kandırmak için kız üyeleri de kullanıyor. Arada duygusal bir ilişki başlayınca erkekler kız arkadaşlarının sözünden çıkamıyor. Bu iki örgütte de kadın oranı yüzde 30’lara ulaşmış durumda. Özellikle kırsal kesimlerden büyük şehirlere okumak için gelen gençler kızlar vasıtasıyla yoldan çıkarılıyor. Hizbullah’ta ise kadın oranı yüzde 2’de kalıyor.


dhkp-cgencler.jpg


“Pişmeden silahlı mücadele edemezsin!”

Kâğıthane ilçesindeki Nurtepe Mahallesi’ne adım attığınızda 1980 öncesinden kalma bir manzarayla karşılaşıyorsunuz. Hemen her binanın duvarına sol örgütler tarafından sloganlar yazılmış. Mahir Çayan Mahallesi olarak da bilinen bu yer, Tutuklu Hükümlü Aileleri Yardımlaşma Derneği’nin (TAYAD) yaptığı gösterilerle adından söz ettiriyor. Nurtepe’ye vardığımda Temel Haklar Derneği’ne ait binayı bulmakta bir hayli zorlandım çünkü tabelaları yoktu. Mahalleliler, çatısında kırmızı bayrakların asılı olduğu gecekondu binasını gösterdiler. Dernek üyeleriyle tanışmak için demir kapıyı birkaç kez vurdum. İçeriden ses seda gelmiyordu. Şansımı tekrar denemek için ertesi gün aynı adrese tekrar gittim.

Genç bir çocuk kapıyı açtı. Salonda, 11 Halk Cephesi üyesi genç, toplantı yapıyordu. Hemen hepsi de 25 yaş altındaydı. Duvarda, Mahir Çayan ile devrimci Che Guevara’nın fotoğrafları asılıydı. Kendileriyle sohbet etmek istediğimi belirttim. Toplantı yaptıklarını, müsait olmadıklarını söylediler. Biraz ısrar edince cep telefonumu ve ses kayıt cihazımı alıp başka bir odaya koydular ve sorularıma cevap verdiler.

Gençlerin hemen hepsi de bu mahallede oturuyor. Halk Cephesi üyesi olduklarını aileleri de biliyor. Grup içerisinde neredeyse herkes üniversite okuyor. Kendi aralarında para toplayarak dernek binalarının aylık 350 TL olan kirasını ödüyorlar. Halk Cephesi’ne üye bulmak için piknik ve konser organizasyonları düzenliyorlar. Çoğu, bugüne kadar defalarca gözaltına alınmış, evleri basılmış. Yürüyüş adında bir dergileri var. Mahallede sattıkları haftalık derginin fiyatı bir lira, tirajları ise bin civarında. Söz dönüp dolaşıp DHKP-C terör örgütünün son saldırısına geliyor. Gençler, terör örgütünün tezlerini kabul ediyor. “Silahlı mücadeleyi savunuyor musunuz?” sorusuna ise içlerinden birisi, “Bunun için pişmek gerekir. Bizde piştikten sonra isteyen DHKP-C’ye katılabilir.” diyor. 

“DHKP-C, kadrolarını gençleştirmek için harekete geçti”

Uzun bir süredir uykuda olan ve örgüt yaş ortalaması giderek artan DHKP-C’nin, kadrolarını gençleştirmek için harekete geçtiği ifade ediliyor. 1980 öncesinde Dev-Sol olarak bilinen ve üyelerinin neredeyse tamamı gençlerden oluşan örgüt, zaman içerisinde küçülerek marjinalleşti. Şu an örgüt, yönetici kadro, eylemci kanat ve sempatizan olmak üzere toplamda 5 bin kişiden oluşuyor. Eğitimli üyeler, örgütün yönetici kadrosunu oluşturuyor. Başta İstanbul ve Ankara olmak üzere, Adana, Bursa, İzmir ve Kocaeli gibi şehirlerde hücre tipi evlerde örgütleniyor. DHKP-C, 1972 yılında Tokat Kızıldere’de öldürülen Mahir Çayan’ın çizgisini benimsiyor, devrime giden her yolu mubah görüyor. Lenin tarafından ortaya atılan ‘zayıf halka’ kavramıyla devrimi gerçekleştireceklerine inanıyorlar. Bu kavrama göre düzeni ayakta tutan halkalar, şiddetli bir eylemle koparılırsa sistem çöker, ülke çapında bir kriz oluşur ve devrim gerçekleşir. 

“Her şey bir konserle başladı”

Berk Ercan, terör örgütü DHKP-C’ye katıldığında daha 16 yaşındaydı. Örgütle tanışmadan önce oruçlarını tutuyor, teravih namazlarını aksatmıyordu. İzmir’de iki arkadaşı onu bir konsere davet etmiş burada yeni arkadaşlar edinmişti. Artık ‘Özgürlükler’ adlı derneğe takılmaya başlamış, solcu gazete ve dergileri okur olmuştur.

Oğlunun hal ve tavırlarında değişiklik hisseden baba İsmail Ercan, uyarılarda bulunur ancak Berk, söylenenlerin hiçbirini dinlemez. 2011 yılında tatile gidiyorum diyerek, DHKP-C’nin İzmit Kandıra’daki gençlik kampına katılır. Kamp dönüşünde ailesiyle olan irtibatı azalmaya başlar. İsmail Ercan, çok uğraşır ama çocuğunu örgütün elinden alamaz. Berk, geçtiğimiz yıl evden kaçarak İstanbul’a yerleşir, polisin kısa bir süre önce baskın yaptığı Okmeydanı’ndaki Gençlik Dernekleri Federasyonu’nda kalmaya başlar. Babası peşinden İstanbul’a gelir. DHKP-C’liler tarafından darp edilir. Berk, bir gösteri sırasında polise mukavemet göstermekten gözaltına alınır. Şu an Tekirdağ Cezaevi’nde kalıyor ve babasıyla görüşmeyi kabul etmiyor. Babası, tüm bu yaşadıkları sonrasında İzmir’de, Terör Mağduru Aileler isimli bir dernek kurdu. 22 üyesi olan dernek, aileleri bilinçlendirme adına önemli faaliyetler yürütüyor.

Aileler neler yapmalı?

Gençler, ergenlik dönemlerinde hassas bir yapıya büründükleri için anne ve babaların daha dikkatli olması gerekiyor. Eğer gençler aradıkları sıcaklığı ailede bulamazsa sokağa yöneliyor, terör örgütlerinin hedefi haline geliyor.

Boş vakitlerini değerlendirmesi için çocuğunuzun bir hobi edinmesini sağlayın.

Çocuğunuz lisede başarısızsa bunun nedenlerini iyi araştırın. Devamsızlığını kontrol edin, yakın çevresindeki arkadaşlarını tanımaya çalışın, gittiği yerleri, kafeleri, eve getirdiği dergi ve kitapları kendisini rencide etmeyecek şekilde inceleyin, çocukta olan ani değişiklikleri gözlemlemeye çalışın, gerektiğinde onunla bir arkadaş gibi konuşmasını bilin.  

Çocuğunuzun üniversite kaydında mutlaka siz de olun ve barınacağı yeri kontrol edin.

Üniversitede okuyan çocuğunuzun hal ve tavırlarında bir değişiklik gözlemler, sizi eskisi kadar arayıp sormadığını hissederseniz vakit kaybetmeden okuduğu şehre gidip kendisine haber vermeden kimlerle arkadaşlık yaptığını, nerede kaldığını öğrenmeye çalışın. Bu konuda dikkatli olmanız gerekiyor çünkü aşırı tepki vermeniz halinde süreç çıkmaza girecektir.

Şüphelendiğiniz yasa dışı bir durum olursa bulunduğunuz illerdeki terörle mücadele şube müdürlüklerinden yardım isteyin. Bu birimde çalışan uzmanlar teröre bulaşan gençlerin aileleriyle diyaloğa geçiyor, aileyle birlikte bir yol haritası çiziliyor. Farklı illerde oluşturulan raporlar Ankara’daki merkezde toplanarak terör örgütlerinin yöntemleri belirleniyor.

İmam hatip lisesinden PKK terör örgütüne…


dhkp-cgencler-001.jpg
 

Mersin’de tüccarlık yapan A.E., 16 yaşındaki tek çocukları H.E.’nin üzerine titrer, bir dediğini iki etmez. Siirt kökenli muhafazakâr bir ailedirler. Oğullarının dini eğitim almasını isterler. İki yıl Kur’an kursuna giden H.E., imam hatip lisesinde eğitimine devam eder. Beş vakit namazını aksatmaz. Başarılı bir öğrencidir de. Babası, karne hediyesi olarak her dönem farklı bir sürpriz yapar. Bir gün H.E., mahalleden bir kız arkadaşıyla pikniğe gider. Aralarında duygusal yakınlık başlar. Aile, mahalleden olduğu için kızla görüşmesini doğal karşılar, ama durum hiç de göründüğü gibi değildir. Kız, altan alta terör örgütü PKK’nın propagandasını yapmaya başlar. H.E. artık eve geç geliyor, arkadaşlarında yatıya kalıyordur. Bir gece terör örgütüne maddi destek sağlamak amacıyla hırsızlık yaparlar. Bu, H.E. için bir kırılma noktası olur. Polis korkusuyla örgüte daha da bağlanır. Baba A.E., emniyet birimlerine başvurunca tehdit edilir. H.E. eve neredeyse hiç uğramaz olur. Babası, bir fırsatını bulur ve düzelir umuduyla oğlunu umreye götürür ama müspet bir sonuç alamaz. H.E., döndükten sonra tekrar soluğu sokakta alır, örgütün düzenlediği bütün eylemlere katılır. Okulu da bırakır. Gözü yaşlı baba A.E., oğlundan son birkaç aydır hiç haber alamadığını söylüyor.


Zaman

Kaynak: Haber Kaynağı
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmayacaktır!
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 - 2016 Polis Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Yazılımı: CM Bilişim