• BIST 97.514
  • Altın 145,247
  • Dolar 3,5681
  • Euro 3,9900
  • Ankara : 13 °C
  • İstanbul : 23 °C
  • İzmir : 25 °C
  • Antalya : 21 °C
  • Erzurum : 18 °C

Ordulu Çözüm Süreci'ne nasıl bakıyor?

Ordu, Karadeniz'in en nadide ve hassas illerinden! Haber 7'nin Karadeniz'deki duraklarından olan Ordu'da Çözüm Süreci konusunda kafalar biraz karışık. Tüm kesimler terör bitsin istiyor ama bilgilendirilmemekten ve belirsizlikten de şikayetçiler! Bir de bö
Ordulu Çözüm Sürecine nasıl bakıyor?

Hakan GÖKSEL-Bahadır ALEMDAR'ın haberi

"Ordunun dereleri aksa yukarı aksa" diyerek yollarına düştüğümüz Ordu'da, Haber 7 Çözüm Sürecine ilişkin halkın nabzını tuttu. Şehit aileleri derneğinden, Ticaret Borsasına, yerel basından, siyasi parti temsilciliklerine kadar tüm kesimlerin sesini okuyucularına duyurmaya çalıştı...

Mikrofon uzattığımız kesimlere 5 soru yönelttik: "Sürece destek veriyorlar mı, sürecin başarılı olacağına inanıyorlar mı, süreçle ilgili endişeleri var mı, Türkiye'nin bölüneceği korkularına katılıyorlar mı ve Karadeniz için seçilen 'Akil İnsanlar' için ne düşünüyorlar?"

Ordu Şehit Aileleri Dernek Başkanı Hasan Kaplan, Ordu CHP İl Başkanı Necdet Güngör, Ordu Ticaret Borsası Başkanı Necdet Gürsoy, Ordu Mimarlar Odası Başkanı Mehmet Özçelik, TV 52 Genel Yayın Yönetmeni Tamer Aksoy, Fındık Tüccarı Eski CHP vekil adayı ve köşe yazarı Osman Çakmak, Eski MHP Ordu Milletvekili Rıdvan Yalçın ve Ordu halkı düşüncelerini Haber 7'ye anlattı.

İşte Ordu perspektifinden "Çözüm Süreci"ne bakış!

Ordu Şehit Aileleri Dernek Başkanı Hasan Kaplan: Ordulu Kadir İnanır kaç kez şehit cenazesine katıldın?

Öncelikle sitem ile başlayayım. 1984'ten bugüne kadar hiçbir medya kapımızı çalmadı, geldiğiniz için Haber 7'ye teşekkür ederim. Uzun süredir beri "Açılım" diyorlar ama "nasıl bir açılım" olduğunu bilmiyoruz. Bir dönem Kürt sorunu, bir dönem Kardeşlik Projesi dediler...Keşke bu süreci çok önce başlatsalardı, bizim yavrularımız kurban gitmezdi.

Bu ülkenin Egelisi, Karadenizlisi, İç Anadolulusu, Güneydoğulusu hepsi kardeştir. Türkiye'de terör sorunu vardır. Teröre de içeride ve dışarıda çıkarı olan çevreler dün destek verdiler bugün de barış çemberi oluşturuyorlar. Türkiye'nin geleceği için kefen biçiyorlar.

Bizler hiçbir zaman kan akmasını istemedik, ülkenin huzuru olsun milletimiz huzurla yaşasın istedik.

Birileri Kürt sorunu var diye feryat ediyor ben de o arkadaşlara soruyorum. Bugün bizi yöneten kabinenin içerisinde çok sayıda Doğu ve Güneydoğu'dan bakanlarımız var ve bizi yönetmelerinden rahatsız değiliz. Demek ki Kürt sorunu yok apaçık bir terör sorunu var.

Ülkeye zarar vermek isteyenler terörü sürekli yüceltiyorlar. Ülkenin malına, canına zarar veriyorlar. Öğretmenlerimiz, mühendislerimiz, doktorlarımız, imamlarımız, askerimiz, polisimiz öldü. Hatta kundaktaki bebeklerimiz bile öldü. Bunların hiç mi hakkı yok da şimdi terörü yüceltiyorlar?

Akıl adamlar diye bir grup insan seçtiler. Kendi çocukları şehit olsaydı, Akil Adamlar aynı cesareti gösterebilirler miydi? Dün terörü kınıyorlardı. Terörü kınayanlar bugün teröristle pazarlık yapılırken, evlatları şehit veya gazi olmuş olsa aynı cesareti gösterirler miydi?

Bütün medya kanalları terörü meşrulaştırdılar. Hiçbirinin yavrusu o dağlarda görev yapmadı. Çünkü onların serveti malı mülkü vardı. O dağlarda bedenlerinin yarısı bile olmayan şehitlerimizin bir çoğu yoksul ailelerin çocuklarıydı. Yarı bedenleri dağda yarısı mezarda şimdi o yoksul çocukların...

Gerçek hak sahibi olan şehit yakınları terörle pazarlık yapılmasından rahatsız... Medya öyle bir yalan söylüyor ki, şehit aileleri razıymış gibi gösteriyor.

Kadir İnanır'a "Kaç kez şehit cenazesine katıldın" tepkisi

Akıl adamların çoğu zaten kalemle teröre destek verdiler. Ordu'da 216 şehit var 90 gazi var. Ordulu olan Kadir Bey (İnanır) bir tek şehit cenazesine katılmış mı? Bir kez Şehit Aileleri Derneğinin kapısını açtı mı? Hatta bugün pazarlık yapan vekiller de gelmemiştir. Siz her şeyi yaparsınız ama o dağlarda vatan beklemeye yüreğiniz yetmez. Kendi yavrularına zoru gördükleri zaman paralı askerlik çıkardılar...

Kapalı kapılar ardında pazarlık yapıldı, belki de terör tavsiye edilecek. Belli bir zaman sonra da bebek katilini çıkaracaksınız... Bu yalanlarınıza kimse inanmaz. Şehit aileleri için para ve pul o kadar önemli değil... Şehit aileleri için onur daha önemlidir. Bu insanları incitmeye kimsenin hakkı yoktur.

Biz kan akmasını istemiyoruz. Yalnız terörün meşrulaşmasını da istemiyoruz. Bebek katilinin ayağına gidip devletin pazarlık etmesini istemiyoruz. Terörle devlet pazarlık etmez, başına taş gibi iner. Terörle mücadele edilir, müzakere edilmez. Devlet istese 24 saatte terörü bitirir. Bitiren devlet olmalı ama böyle pazarlıkla olmaz.

Türkiye'de Kürt sorunu var diyen kim olursa olsun yalan söylüyor. Biz kimsenin diline, dinine karşı değiliz. İstediği gibi konuşsun, yazsın, istediği zaman kanalını açsın... Ama bunları bahane edip bu şehit çocukların hakkını kimse gasp etmesin... Kürt sorunu olsa bizi yönetenlerin yüzde 60'ı Güneydoğulu olur mu?

Akil insanlardan hiçbirini tanımıyorum. Sadece Kadir İnanır'ı tanırım. Ordu'da Kadir Bey akıllı, dağlarda kolunu, bacağını bedenini bırakan şehitler deli öyle mi? İnsaf yahu...

Son olarak ülkemize huzur gelsin barış gelsin. Devletimiz bizi de düşünsün. Bu medya kanalları da bu kadar yapmasınlar, insaf üzerimize bu kadar gelmesinler. Terörü meşrulaştırmasınlar. Bedeninin yarısı dağlarda kalan çocukları incitmesinler. Onların topu tüfeği olabilir ama bu çocukların Allah'ı onu yerle bir eder.

Ordu CHP İl Başkanı Necdet Güngör: İmralı'nın muhatap alınmasına halk öfke duyuyor

Karadeniz'deki insaların yapısı çok tahammüllü ve dünya ile entegre anlayıştadır. Sürecin barış yönü ile bakıldığında olumlu etkileri var. İnsanlar askere giden çocuklarının cenazelerinin gelmesini istemiyor. Ama toplumda barış olması lazım siyaset barışı değil. Terör nedeniyle yaklaşık 40 bin evladımız şehit oldu bir o kadar da terörist öldü ve 100 bin ailenin ocağına ateş düştü. Bugün devletin muhatap aldığı pazarlık yaptığı kitle hiç muhatap alınmaması gereken bir kitle. Yani İmralı, vatandaşın muhatap alınmasından çok öfke duyduğu bir merkez.

Onun önünde parlementoda sürecin içinde bir siyasi parti var ama o siyasi parti ikinci planda buna da bir öfke var. Pazarlık masasının bir tarafında terör örgütü tesilcisi ve ">temsilcileri oturuyor Bu ikisini bir araya getirdiğimizde esas aktörün İmralı olduğu ortaya çıktı. Bu durumdan toplum ciddi manada rahatsız. Biz barış sürecine kredi sunduk bu yaklaşımımız sulandırıldı Aslında toplumun görüşleri ön plana alınsaydı devlete isyan edenlerin ve devletle hesaplaşmak isteyenlerin özrü ile başlasaydı bu süreç insanların tavrı daha yumuşak olurdu.

Ama 40 bin tane insanın ailesi ve yakınları bu süreçte mağdur çünkü evlatlarını ve çocuklarını kaybettiler. Şimdi onların gönlü alınmayarak onlardan bir özür dilenmemesi sonucu, süreç sonu belli olmayan bir proje olarak değerlendirildi.

Bir terörist hangi hukaka göre elini kolunu sallayarak ülkeyi terk edecek? Yani bir terörist silahını bırakıp elini kolunu sallayarak hangi hukuka göre ülkeyi terk edecek, silahını bırakacak mı, bırakmayacak mı, nasıl gidecekler, bunlar konuşuluyor. Apo Türkiye'ye nasıl postalandı burdakiler oraya nasıl postalanacak gibi şeyler konuşuluyor.

Hukuk devleti olarak yönetiliyorsak bunların bir kanun çizgisi içerisinde yapılması gerek. Bana göre bu süreç baştan arap saçına döndüğü için daha önce de olduğu gibi başarılı olamayacak. Bunu zaman gösterecek ama diliyoruz ki Türkiye'de hiç kimsenin, hiçbir annenin gözyaşı akmasın! Eğer bu ülkenin birliğini ve beraber yaşamayı kabul ediyorlarsa hepsi bizim çocuklarımız! Karadeniz ve Ordu halkı sürece böyle bakıyor. Ama taviz verecek bir halimiz de yok.

Görünen köy kılavuz istemez

Bölünme korkusu konusunda önümüzde Irak örneği var yani görünen köy klavuz istemez. "Bölünme sürecine mi gidiyor" sorusu ancak amalara sorulacak bir soru çünkü Irak'taki modeli görmüyorsak kafamızı kuma gömmüşüz demektir. Bu bölünme bu 5-10 yıl içinde olmayabilir ama uzun vadede tarih gösterecek belki. Bugün Türkiye'de ''Benim adım ayrı yerde yazılsın ben tek yazılayım'' diye bir cehalet yaşanıyor. Dünyada birleşme varken bizde ayrışma öngörülüyor. Mesela Avrupa Birliği, Amerika bir çok insan yaşıyor tek millet olmuşlar, biz de diyoruz ki "ayrılalım" bu cehaletten başka da bir şey değil. Ülkelerin nüfusları coğrafyaları bölündükçe küçülürler kolay lokma olurlar ve birileri tarafından yönetililerek sömürülürler. Bunu görmemek yani Güneydoğu'da ''Biz ayrı yaşamak istiyoruz'' diyen insanların cahilliğini tescil eder.

Akil insanlarla ve seçim tekniği ile halk dalga geçmeye başladı. Bunların neyin akilleri olduğu da belli değil. Yani iki tane türkü söylemekle akil olunuyorsa Türkiye'deki sahneye çıkan herkesin akil olması lazım... Yani bu akil dama sulandırması parlementoyu tanımamak demektir. Biz parlamentoya siyasetçileri seçip ''Kanun yapın sorunları çözün" diye gönderiyoruz. Akil İnsanların seçilmesi yanlış bir öngörü bu işin parlamentoda çözümlenmesi gerekirdi. Zaten akil insanlar toplumun geniş kitlelerinden oluşturulmadı ve bir atama gibi yapıldı.

Orhan Gencebay Karadenizli falan değil!

Çok merak ediyorum bu akil adamlar listesi kimin kaleminden çıktı. Bunları görevlendirenler cevabını versin çünkü orada birbirlerine uyum sağlamayan birbirleriyle alakasız bir sürü insan var. Mesela Orhan Gencebay! Samsunlu falan değil, gençliğinde Samsunlu'ydu 50 yıl önce Samsun'dan gitmiş sadece ismiyle Karadenizli olan birisi... Orhan Gencebay kendi alanında sanatçı olarak çok değerli bir insandır ama artık Karadenizlilikten uzaklaşmış İstanbul'da metropolde Karadeniz kültürünü unutmuş birisidir.Annesinin ve babasının mezarı Samsun'da olabilir ama bu Karadenizlilik demek değil Karadenizlilik bugün ordaki sorunları yaşayan oranın havasını teneffüs eden oradaki standartları yaşan insanlardır. Yani Orhan Gencebay'ı Karadenizli diye yutturmasınlar bize Orhan Gencebay, Karadenizli falan değil 50 yıl önce Karadeniz'i sazıyla beraber terketmiş bir Anadolu çocuğu saygımız sanatına var ama lütfen bıraksın da burdaki işlere Karadeniz insanı karar versin bence buraya gelmesin.

Ordu Ticaret Borsası Başkanı Necdet Gürsoy: Uzlaşı olacaksa tek bayrak altında olması gerekir

Türkiye'nin sırtında kambur olan terörün bir çözüme kavuşması gerekir. Manevi zararının dışında ekonomik olarak da Türkiye'de çok yük getiren terörün, 2023'e giderken ortadan kaldırılması şarttır. Bu süreç mantıklı ve yerinde bir süreçtir. Taviz verilmeden yapılmalıdır. Terörü ortadan kaldırmak en büyük ideal ama bunu gerçekleştirirken de Türkiye'nin gelecekteki yapısı zedelenmemelidir. Çünkü silahla her şey hallolmaz. Silahın dışında oturup o bölgenin insanları ile beraber bir bayrak altında, beraber kardeşçe yaşamayı öğrenmek gerekir. Süreci destekliyorum. Terör 10 binlerce can aldı. Nice anne ve babalar üzüldü. Bunun bitmesini öncelikle insan olarak istiyorum.

Ordu genelinde Ticaret Borsası açısından baktığınızda insanların görüşleri ifade ettiklerim çerçevesinde düşünceler. Değişik bir tablo düşünülmemesi gerekir. Türkiye'ye gelecekte zarar verecek taviz olmamak şartıyla böyle bir uzlaşma ile terörü yok etmek isteği diğer insanlarda da mevcut. İnsanları daha iyi bilgilendirmek de yerinde olur.

Ortaya bir fikir atıldığı zaman elbette muhalefeti oluyor. Doğrusu nedir derseniz, Açılım'ın insanlara neler getireceği ve sonucunda Türkiye'nin hem huzuru, hem de ekonomik olarak hedeflerine ulaşacağı görülmeli, başarısının önünde terörün bir engel olduğu anlatılmalı. Huzurlu ve güçlü bir ülke isteniyorsa her vatandaşın bu sürece destek vermesi gerekir.

Burada niyet çok önemlidir. Terörün bitmesiyle yarın bir bayrak altında yaşanmayacaksa ve bir federasyon veya eyalet sistemi ile Türkiye'yi bölme düşüncesi içerisindeler ise tabi ki bunu kimse tasvip etmez ben de dahil... Orada ekonomik sorun, hizmet açısından eksiklikler, eğitim sorunu olabilir. Bölgelenin daha fazla yatırım alabilmesi ve ekonomik olarak büyüyebilmesi için terörden arınması lazım.

Ülke için bütünlüğün muhafazası çok önemli...Süreç bölünmeye kesinlikle gitmiyor. Süreç içerisinde talep edilenlerin neler getirip götürdüğünü zaman gösterecek. Bizler de bu konularda yetersiziz. Bilmiyoruz ne olduğunu ve baktığınız zaman eğer biz uzlaşı olacaksa, terörün bitmesi için bir şeyler masaya yatırılıp konuşulacaksa tek bayrak ve bütünlük içerisinde konuşulması gerekir diyoruz.

Akil İnsanların başarılı olup olmayacakları ile değerlendirmek yanlış olur. Çünkü süreç, yapılacak işler ve bu insanların ne gibi bir plan içerisinde olacakları yeni yeni oluşturuluyor. Bir değerlendirme için çok erken ama mutlaka bu süreçte bu insanların o bölgelerde kuracağı beşeri dialoglar ve samimiyet çok büyük rol oynayacak. Akil İnsanlara Türkiye'nin hepsini almak mümkün değil. Eğer olumsuzluklar olmazsa yani endişeler giderilirse sürecin sağlıklı sürdürüleceğini düşünüyorum.

Karadeniz'e baktığımız zaman insanlar yüzlerce şehit verdi. Hassasiyetleri var. Şimdi insanlara birden doğru olan şeyi anlatmak mümkün değil. Zamanla doğru ve mantıklı olanı kabul edeceklerdir. Başka şehitler verilememesi ve memlekete huzurun gelmesi için kabul etmek gerekir. İnsanlar birbirini sevmelidir. Zamanla kardeşlik oluşacaktır. Çözüm Süreci'nde gerçek bir başarı sağlanırsa kızgınlık ve kırgınlıkların hepsi zaman içinde ortadan kalkar...

Ordu Mimarlar Odası Başkanı Mehmet Özçelik: Terör hiçbir zaman silahını yok etmez

Türkiye'de terör olayının sonlanması gerekiyor. Ciddi anlamda hem insan kaybı hem de ekonomik kayıplar çok ileri seviyede. Terörün sonlanması hepimizin arzusu ama bunun yöntemi konusunda hükümetin ciddi bir çalışması var. Geçmişte yaşanmış büyük acılar var ve öncelikle bu acıların dindirilmesi gerekiyor. Sürecin titizlikle değerlendirilmesi gerekiyor

Temennimiz sürecin başarıya ulaşması yönünde ama gelinen noktada ben sürecin başarılı olacağını tahmin etmiyorum ama sonucunu göreceğiz. Özellikle PKK ile pazarlık yapılıyor, Öcalan ile görüşülüyor, Bunların çok doğru olmadığı kanaatindeyim. Çünkü bir savaş halinde değiliz. Türkiye'de bir iç güvenlik ve terör sorunu var. Karşımızda bir ülke, devlet yok ki, biz onlarla karşılıklı oturup pazarlık ya da anlaşma yapalım. Bir terörist başı ile oturup iyi niyetler sunulması çok doğru davranışlar değil. Ama umuyorum ki terör olayı sonuçlanır. Bu sürece ben Barış Süreci demiyorum terör olayının sonlandırılması diyorum.

Süreç başarısız olursa Türkiye'nin bölüneceği korkularına katılmamak mümkün değil. Terör hiçbir zaman silahını yok etmez. Olumsuz durum olduğunda silahları yeniden ortaya çıkaracaklarını düşünüyorum. Türkiye'de başarılı elde edilemezse Suriye gibi Libya gibi karışıklıkların olacağını öngörüyorum. Süreç olumlu da sonuçlanacak olsa geleceğe dair tedbirlerin bugünden alınması gerekir.

Görüşmelerin içeriğini de bilmiyoruz. Öcalan ile görüşülüyor, Kandil'den mektuplar geliyor. Hükümetin bu konuda politikaları nedir, açık ve net bilmiyoruz. Gizli bir görüşme süreci var. Devlet politikaları gereği böyle olabilir ama vatandaşların kafasında soru işaretleri var. Bilgilendirme süreci yetersiz. Bugün teröristbaşı ile birçok kişi görüşüyor. Bunu doğru bulmuyorum. Bir insan hele de terör gibi suçtan mahkum olduysa bu kadar rahat görüşülememeli... Devletin muhatap almasını doğru bulmuyorum.

Akıl İnsanlar seçildikleri bölgeler bakımından bazıları halka çok yakın bazıları değil. Akil İnsanların toplumun düşüncesini yönlendirmek, halkı sürece dahil etmek, özellikle kararsızları etkilemek üzere yapılmış bir seçim olarak değerlendiriyorum. Ne kadar başarılı olurlar kestirmek mümkün değil. Bizim bölgemizde çok ciddi hassasiyet var. Bölgemizde çok sayıda şehit ve gazi var. Terör mağduru insanlar var. Burada nasıl akil insanlar gelip de barış sürecini anlatacaklar çok merak ediyorum...

Üyelerimiz bakımından herkes tedirginlik içinde ve sürecin nasıl olacağını merak ediyor. Sadece kamuoyundaki yansımalar biliniyor. Özellikle barış kelimesi üzerinde bir tepki var. Sokak çatışmalarının sonlandırılması gerekiyor. Özgürlükse bizden daha fazla özgürlük veriliyor, yasalar çıkarılıyor. Karadeniz insanı için böyle bir şey yok mesela... Biz devletin tüm sorumluluklarını yerine getiriyoruz, baskıyla karşı karşıya kalsak da isyan etmiyoruz.

Fındık Tüccarı Eski CHP vekil adayı ve köşe yazarı Osman Çakmak: Başbakan kendi anlatsa daha iyi olur

Ben bir Kürt sorunu değil terör sorunu olduğunu düşünüyorum. Geçmişte bu konuda rapor hazırlayan ilk parti CHP'dir. Ben biraz daha olaya bölgesel bakmak istiyorum. Karadeniz halkı daha tutucu ve milliyetçi olarak bilinir.

Terörü bitirme yönünde partimiz çözüm sunduğunda maalesef bunu reddedenler oldu. Ben daha çok şahsi fikirlerimiz paylaşayım. Bu konuyu biraz fazla kaşıdılar. Bunun üzerinden siyasi rant elde etmek için önce referandumlarda, sonra genel seçimlerde yaptılar ve bunun karşılığını da aldılar. İktidarın genel yapısına bakarsanız doğunun insanlarının ağırlıkta olduğunu görürsünüz.

Türkiye'nin en hassas sorunu, ben de bunun çözülmesini Türk vatandaşı olarak isterim. Gelinen noktada "amaç bunu çözmek mi" bu soruda ben açıkçası duraklıyorum.

Sürecin barışa ulaşacağına inanmıyorum. Bölgesel ve coğrafi konumumuza bakın, Bazı güçlerin Türkiye'nin komşularında Müslüman halklara özgürlük adı altında yaptığı zulümlere bakın, bu yüzden inanmıyorum. Ben teröristlere, o kadar insanımızın katledildiği noktada "gel senle anlaşalım" demeyi bir acizlik olarak görüyorum. Bu insanlar yarın yine hudutlarımızdan elini kolunu sallayarak, bu yapılanmayı destekleyebilecek dış güçlerle beraber bunu tekrar bize uygulatabilirler. Türkiye'nin ulusal çapta bakması gerekiyor. İran, Irak'ta bir tampon bölge dikte ederek Amerika'nın kuklası bir yapı çıkacaktır.

Süreçle ilgili başarılı ya da başarısız kelimesini çok telaffuz etmek istemiyorum. Bu iktidar göreve geldiğinde terör hemen hemen sıfırlanmıştı. Bu iktidarla şimaran, tolerans alıp birçok şeyi kendinde hak olarak görmeye başlayan bir yapı var. Ben hiçbir zaman Laz'ım diye ortaya çıkmadım. Ben T.C. vatandaşıyım, kimliğim Türkiye'dir. Bundan kimsenin gocunmaması lazım. Özümün Çerkez ya da Laz olması benim özel hayatımdır. Her bölgenin kendine özgü kültürel farklılıkları vardır. Sonuçta bir bayrak bir düşünce altında birleşmek zorundayız. Türkiye bölünür mü derseniz, açıkcası çok zor.

Akil İnsanları bölge bölge inceledim. İçerisinde iki üç tane kilit insan var. Vitrindekiler bir de bu süreci anlatabilecek olanlar var. Anlatacaklar siyasi iradenin uzantısı. Ben Karadeniz'de Akil İnsanların tepki göreceğini düşünüyorum. Ancak gelip sivil toplum kuruluşlarında çözümü anlatabilir, Çünkü bizim gibi insanlarla bir araya gelip anlatma şansları yok. Neden derseniz sahil boyu bakın mezarlıklarda şehitler ve başlarında Türk bayrakları var. İnsanların yürekleri sızlıyor. Karadeniz insanı çabuk sinirlenebilen ama kin gütmeyen insandır. Bence akil insanlar konusundan da vazgeçmeliler. Ancak bunlar süreci kaşır ve gerginliğe yol açar. Tıpkı Karadeniz'e gelen BDP'lilerin yaşadıkları gibi, Karadenizliler bu insanları kabul etmiyor. Bence Başbakan kendi anlatsa daha gerçekçi olur diye düşünüyorum.

TV 52 Genel Yayın Yönetmeni Tamer Aksoy: Bölgede tereddüt yaşayan AK Parti seçmeni fazla

Çözüm süreci ile ilgili görüşmeler seslendirilmeye başladığı andan itibaren kamuoyunun nabzını bizler de tutmaya çalışıyoruz. Karadeniz'deki aynı hassasiyet Ordu'da da gözlemlenebilir... Özellikle terör olaylarında hayatını yitirmiş şehitler konusunda çok büyük hassasiyet var. Bölgenin şehit sayısı diğer bölgelee nazaran daha fazla. Yaşananları kolay unutabilecek olaylar olarak değerlendirmek mümkün değil. Ancak kanın durdurulması yönünde herkeste ortak irade mevcut ancak bütün bu görüşmelerin neticesinde neler olduğu, neler olabileceği konusunda derin tereddütler de var.

İmralı'nın direk muhatap alınması konusunda büyük rahatsızlıklar söz konusu, nitekim henüz acıların unutulmadığı çok rahat gözlenebiliyor. Mesela BDP'nin Karadeniz ziyareti çıkan olaylar örneğidir. Özellikle sosyal medyada TC ibaresinin kaldırılması gibi olaylar infiallere yol açıyor. Ak Parti'nin Karadeniz'deki tabanında da bunu gözlemlemek mümkün. CHP'li seçmenlerin tutumu da net olarak ortada... Sürece suskun bir şekilde yaklaşıyorlar. İzlemekle meşguller ve yeterince bilgilendirilmedikleri kanaati onlarda da var.

Ulusların çeşitli dönemlerde korkuları vardır. Bölünme korkusu da bu döneme ait. Ancak gidişattan memnun değil insanlar. Hangi pazarlıklar yapılıyor soruyorlar? İmralı tutanakları bir şeyleri ortaya koydu. Uluslararası zımni anlaşmalar olduğu yönünde tereddütler var. Henüz sürecin tam olarak anlatılamadığını düşünüyor insanlar.

Akil İnsanların oluşturulma yöntemi ile ilgili yaşanan tartışmalar, bölgelerde Ak Parti seçmeni dışındaki seçmene hitap edemeyeceği konusunda bir önyargı oluşmuş durumda. Halkın bizim tartıştığımız konularla pek alakası da yok ilgisi de yok. Siyaseti bu kadar yakından takip etmiyorlar. Genel doğruları üzerinde fikir beyan ediyorlar. İki kutuplu düşünce yapısı devam ediyor. Akil insanların pek de heyecan uyandırdığını gözlemlemedik. Ordu için söylüyorum. İsimler tanınmıyor. Çıkın dışarıda sayın Akil İnsanları alacağınız cevaptan belli olur... 9 isim var Orhan Baba haricinde sadece aydın kesim tarafından tanınan insanlar var. Ama önemli olan buraya kimi ikna etmeye geliyorlar? Tereddütleri olanları tereddütlerini mi ortadan kaldırmak için mi geliyorlar? Benim şahsi görüşüm Ak Parti seçmenini ikna etmek için geliyorlar. Bu bölgede tereddüt yaşayan Ak Parti seçmeninin fazla olduğunu tahmin ediyorum...

Eski MHP Ordu Milletvekili Rıdvan Yalçın: Ben bu sürece çözülme süreci diyorum

Bu süreç biliyorsunuz Polis Akademisi'nde 12 adamın katılımı ile başlamıştı. O zaman adı Kürt Açılımı'ydı. Sonradan "milli birlik" gibi isimle taktim edilmeye çalışıldı. Habur'da yaşanan utanç verici tablodan sonra bir geri adım atılmış zaten bugün farklı bir zeminde bir çözüm süreci diye bir yola giriliyor.

Çok net olarak şunu ifade edeyim iktidarın burada çok kritik ve büyük hata yaptı. Bir terminoloji hatası yaşanıyor. Türkiye halkı, Kürt halkı tabirleri kullanılıyor. Siyaset bilimi açısından da son derece yanlıştır. Türkiye'nin tek bir halkı vardır. Farklı etnik grup olabilir. Ama ulusun adı Türk milletidir. Diğer etnik unsurların elbette bireysel haklar temelinde hakları olacak ama bunların her birini farklı halklarmış gibi tabir etmek son derecede yanlıştır. Türkiye'nin birlik bütünlüğü için de yanlıştır.

Başbakanın çok kez yaptığı "Laz, Kürt, Çerkez, Gürcü, Türk" diye başlayan cümleler son derece hatalıdır. Hepimizin ortak ismi olan bir etnik vurguya dayanmayan Türk milleti tabirini ve Türklüğü her hangi bir etnik unsurla yan yana ifade etmek siyaset bilimi açısından da ülkenin birliği açısında da yanlış ve hatalı bir söylemdir. Benim esas itirazım burada başlıyor.

Ben bu sürece "çözülme süreci" diyorum. Bu açılım meselesi ilk başladığında Meclis'te de ifade etmiştim. Şimdi bir soruna etnik bir tanım koyarsanız ki Sayın Başbakan Diyarbakır'da bunu yapmıştı; hata yaparsınız. Meseleyi küresel haklar temelinde tanımlamak yerine şiddete dayalı, bireysel haklar temelinde ifade etmekle hata yapıldı.

Etnik bir tanım yaparsınız o zaman karşı taraftakiler etnik çözüm talebinde bulunur. Yani bu ülkede "bir halk vardır" diye ismi ile bir tanımlama yaptığınız zaman, zorunlu bir sonucu olarak "kardeşim ben halk sayılıyorsam benim de halk olmaktan kaynaklanan haklarımı ver" noktasına gelirsiniz. Bu da önce masum taleplerle "Müziğimi dinleyemiyorum, dilimde konuşma yapamıyorum"la başlar ve sonunda "ayrı halksam ayrı devletim olmalı" diye biter.

Ayrışma, çözülme sürecine doğru bir akıma dönüşür onun için ben daha en başta Başbakanın ve Ak Parti'nin son derece yanlış bir tutum içerisinde olduğunu, Türkiye'yi kabileleştirdiğini düşünüyorum. Türkiye'nin etnik temelde ayrışacak bir tehlikenin yolunda yürüdüğü kanaatindeyim.

Türk milleti biz var dediğimiz için var olan bir millet değil. Bin yıldır yaşıyoruz, tarihi köklerimiz çok eski ve bu milletin içerisinde farklı unsurlardan olanlar da var. Biz Kürt kökenli vatandaşlarımızla bana göre biyolojik olarak da akrabayız. Sadece kültür, vatan birliği yaşamıyoruz

Bütün bunlara rağmen Türkiye'nin terör meselesinin bitirilmesini son derece arzulayan biriyim. Benim ve MHP'nin adına bir tek vatan evladının şehit olmasından, siyasi rant elde edilmesini en aşağılık durum sayarım.Milletlerin hayatında şehitlik var. Gazilik var ki bunlar bizim dinimizde de kutsanmış.

"Analar ağlamasın" cümlesi ile yaptığımız ajitasyon, milletinizin bekasını tehlikeye atmayacak bir şeyde olabilir ama eğer milletimizin bekası tehlikede ise anaların ağlaması gerekiyorsa o gözyaşları kutsal bir amaç için akıyordur. Çanakkale ağlamadı mı? Onlar şehadeti göze aldığı için biz buradayız. Yani Atatürk'ün bir anektod'u var. "Asker siperlerdeki durumu görüyor. Bir saniye sonra, üç dakika sonra öleceğini biliyor. Ama bir elinde kuran bir elinde silahı şehadete koşuyor" bu vatan böyle kurtuldu. Şunu anlatmaya çalışıyorum bu korkular Türkiye'de ki bazı duygularını yitirmiş insanlar tarafından bir fobi olarak kabul edilebilir.

Şu var ki biz Anadolu'ya 12 asır önce bile gelmiş olsak bugün kendisini milletlerin efendisi zanneden milletler bizim burada varlığımızı hala hazzetmiş değildir.

Türkiye bölünür mü? Yani bu sürecin sonunda bölünmeye mi gider? Bunun için çok ciddi bir kaygı taşıdığımı ifade edeyim. Bu sebepte bu açılım süresinde çıkana kadar hiçbirimiz birimizin etnik kökenlerini merak etmezdik. Ama bugün insanlar etnisite merakı içine girmeye başladılar. Adam çocuğunun okulundaki sıra arkadaşının ailesini merak ediyor.

Bugün farklı zeminlerde Türkiye'nin bir bölgesini Kürdistan diye ifade ederseniz, oradaki vatandaşlarımıza farklı bir halk derseniz ondan sonra eyaletmiş, başkanlık sistemiymiş, büyükşehirmiş sonu kaçınılmaz olarak, Allah göstermesin iç savaşa ve toprak kaybına yol açabilir ve bundan da en büyük zararı Kürt kökenli vatandaşlarımız görür. Bu anlamda da iktidarı çok büyük bir hata içerisinde olduğunu düşünüyorum.

Akil İnsanlar ise bir defa başta son derece rahatsız edici bir durum. İsimler içerisinde öteden beri Türk milletine, Türklüğe, milletin manevi değerlerine hakaret eden, onları aşağılayan, bir takım bölücü mihrakların etkisi ile hareket eden çok sayıda insan var.

O listede birkaç tane magazine renk katma amaçlı serpiştirilmiş popüler insanların bulunması benim için hiç bir şey ifade etmiyor. Üstelik bunu Damat Ferit döneminde oluşturulmuş heyetlere benzettiler. Ben de çok farklı düşünmüyorum. Son derece yanlış ve tehlikeli buluyorum. Siyasi refleksimle kabul etmiyorum. Başarı sağlayacaklarını zannetmiyorum.

Diyeceksiniz ki "Ne olsun PKK böyle devam mı etsin?" benim söylediğim hiçbir sözden bu anlam çıkmaz. Burada sen devletsen devlet kendi toprakları üzerinde ikinci bir otoriteyi kabul etmez. Nerden gelirse gelsin devletsen ikinci bir egemenlik iddası olan yükü yok edeceksin.

Diğer taraftan Türk milleti kadirşinas bir devlettir aman dileyene kılıç vurmaz. Örgüt silah bırakır teslim olur. Hatasından mahcubiyet duyar. Ondan sonra Türk milletinin kalbi aklı bunu değerlendirecektir. Tahmin ediyorum ki terör örgütü içerisinde zorla kaçırılmış ailesine baskı kurulmuş günahsız belki tonlarca çocuk olabilir.

Devlet ciddi hatalar da yapmıştır. Mesela terörist elinde uzun namlulu silah ile kapısına gelmiş, devlet vatandaşı "ekmek verdin" diye hapse attığı da olmuştur..

Bütün bunların sonucunda bugün siz Kürt kökenli vatandaşlarımızın siyasi sahibi, gibi silahlı örgütü hedef alırsanız sizin devletlik iddianız kalmaz. Son derece yanlış ve rahatsız edici bir durum var. Ve belki Türkiye'de yaratılan bu Kürtlük sorunlarına çare bulunur ama bir Türklük üzerine doğuracak olan travmalar daha büyük olabilir.

Bugün Türkiye Cumhuriyeti devleti, siyasi partilerimiz, sivil toplum örgütlerimiz aslında biraz terör sonrasını düşünmeli. 6-7 bin güvenlik görevlimiz şehit oldu. On binlerce gazimiz var. Öyle ya da böyle bölgede 40-50 bin kişi hayatını kaybetti. Bu insanların devletle bağlarının sürmesi gerek bu insanların çocukları büyüyecek, kimisi devlete bir husumetle büyüyor. Kardeşlik bağlarının tekrar oluşturulması lazım . Türk milleti kesinlikle küçülmeyi ayrışmayı bölünmeyi kabul etmez. Bunun için ayrışma iddiasından vazgeçip bir birlik ve bütünlük oluşması devletimizin daha çok gelişmesi, büyümesi için çaba gösterilmesi lazımdır...

ORDU'DA VATANDAŞ ÇÖZÜM SÜRECİ İÇİN NE DİYOR?

Ordu'da Haber 7 olarak halkın nabzını da tuttuk. Halk Çözüm Süreci'nde yapılanları destekliyor. İşte o söyleşilerden bazıları....

 

ORDULUNUN KAFASI KARIŞIK AKİL ADAMLARA TEPKİLİ

Tüm Karadeniz'de olduğu gibi Ordu şehrinin genelinde de "terör bitsin" düşüncesi hakim. Ama Çözüm Süreci'nin içeriğine dair endişeler var. Fazla bilglendirilmemiş olmak tereddütleri artırıyor.Sürecin bir bölünmeye gideceğine ihtimal vermiyorlar. Kim olursa olsun her birinin söylemi aynı: Tek millet, tek bayrak...

Karadeniz'in genelinde olduğu gibi Ordulular da duygusal, çabuk parlayor ama içlerinde kin tutmuyorlar. Her kesim "terör bitsin" diye istese de kucaklaşmaya henüz tam hazır değiller. Orduluları en çok üzen konu da İmralı'nın muhatap alınması... Akil insanlar konusunda da öfke var. Özellikle Samsunlu Orhan Gencebay'a ve Ordulu Kadir İnanır'a büyük tepki gösteriyor...

Ordu Ak Parti İl Başkanlığı Genel Merkez'den gelen talimat doğrultusunda açıklama yapmadı.


hakan.goksel@haber7.com

bahadır.alemdar@haber7.com

Kaynak: Haber Kaynağı
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmayacaktır!
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 - 2016 Polis Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Yazılımı: CM Bilişim