• BIST 97.533
  • Altın 145,687
  • Dolar 3,5750
  • Euro 3,9909
  • Ankara : 12 °C
  • İstanbul : 21 °C
  • İzmir : 24 °C
  • Antalya : 21 °C
  • Erzurum : 13 °C

‘PKK 7 kocalı Hürmüz gibi’

‘PKK 7 kocalı Hürmüz gibi’
Deniz Güçer
Deniz Güçer

MHP’li Oğan’a PKK’nın kontrolü sadece Öcalan’da değil, istihbarat örgütleri daha etkin. Müzakere sürecinin yanlış olduğunu ileri süren Oğan, “Ev hapsine MHP müsaade etmez, herkes hesabını ona göre yapsın” dedi

MHP Iğdır Milletvekili, TÜRKSAM eski Başkanı Sinan Oğan, İmralı ile süren görüşmeleri ve gündemi VATAN’a değerlendirdi:

İmralı ile görüşmeler yeniden başladı. Bu defa görüşmeler bir sonuca ulaşır mı?

Öncelikle şu ikiyüzlü siyaseti bir tarafa bırakmamız lazım. Hükümet kimi kandırıyor? ‘Biz görüşmeyiz, görüştürürüz’ diyor. Görüşme emrini kim veriyor? Siyasi erk. Hiç kimse Sayın Başbakan’ı masanın bir tarafında, hemen yanında Başbakan Yardımcısı ve karşısında da bir teröristin oturduğu gibi bir manzara düşünmüyor zaten. Görüşme emrini siyasi erk verir. İster sen görüş, ister birini görüştür fark etmez. Ama orada müzakere ettiğiniz her şey siyasi erki bağlar.

Görüşmeyi Başbakan açıkladı...

Hükümetin bu konuda kafası hala karışık. ‘Siyasi uzantılarıyla müzakere, teröristle mücadele’ dediler. Sonra BDP’ye bir fezleke hazırladılar, oradan da bir numara çıkmadı. İdam tartışmalarının da hikaye olduğu gibi bu tartışmaların da aslında amiyane tabirle Türk milletinin gazını almak için söylenmiş sözler olduğu anlaşıldı. Döndük dolaştık yine İmralı muhatap haline geldi. Devleti, milleti bu noktaya getiriyorsanız bırakın Türk milletinin tamamını, şehit ailelerine bu durumu izah etmeniz lazım. Manevi olarak böyle bir sorumluluğunuz var. Şehit ailelerine, gazilerimize ‘Yıllarca çocuklarınızın hayatını verdiği bu mücadelede örgütün elebaşı bizim muhatabımız’ deyin. Hiçbirimiz bu memleket için canını vermiş insandan, onun ailesinden daha fedakar bir pozisyonda değil. Hükümetin önce o kesimle gidip helalleşmesi, rızasını alması lazım. Sonra da Türk Milleti’ni bu konuda ikna etmesi gerekir. Ama hükümet kafasına göre sıkışınca bir öyle, bir böyle. Çok net söylüyorum hükümet terör örgütüyle bir pazarlık yaparak, ‘belediye, cumhurbaşkanlığı seçimlerini rahat geçirsem, başkanlık sisteminde, Anayasa çalışmalarında BDP’nin desteğini alsam’ gibi saiklerle hareket ediyor.



Bir yandan da BDP’lilerinin dokunulmazlıklarını kaldırılmasının gündeme gelmesi söylediklerinizle tezat oluşturmuyor mu?

Tezat oluşturmuyor. Zira AKP kendince bunları gündeme getirmekle BDP ve Öcalan ile masadaki pazarlık gücünü artırmaya çalışıyor. Ama diğer yandan da AKP’nin müzakereci politikalarından rahatsız olan milliyetçi muhafazakar kesime ‘Bakın biz BDP’lilere fezleke hazırladık’ mesajı veriyor. Öcalan’ın idamını yeniden gündeme getirerek kamuoyunda yoğun olan bu yöndeki talebe karşılık veriyor. Ama nasıl ki, Sayın Başbakan’ın idam tartışmaları kamuoyunun gazını alma amaçlı idiyse bugün de BDP’ye fezleke tartışmaları benzer amaca yöneliktir. Ancak şunu da ifade etmeliyim ki, Kandil’in Meclis şubesi gibi çalışan BDP’liler Türkiye’ye, Türk tarihine, devlete, millete, kutsal her değerimize her gün meclis çatısı altında saldırıyor, hakaret ediyor. BDP’nin meclisteki bu tavrı artık tahammül sınırını zorlamaktadır...

Peki terör sorunu nasıl çözülecek?

Çözüm yolu topyekün mücadeleden geçer. Ama mücadele etmiyorsunuz müzakere ediyorsunuz. Sınırımıza üç kilometre uzunluğunda boru hattı inşa etmiş terör örgütü. Yanına da bildiğiniz rafineri yapmış. Olabilir mi böyle bir şey? Bunun hesabını sormuyorsunuz. Terörün mali kollarını kesmek için adım atmadığınız gibi son gelen zamlarla kaçakçılığı körüklüyorsunuz. Kaçak benzinin, sigaranın, çayın finansörü işlemcisi hayata geçiren Barzani ve şirketleri, ikincisi de PKK terör örgütüdür. Bir taraftan Öcalan’la müzakere ediyorsunuz, öte taraftan Barzani ve PKK’yı güçlendirecek adımlar atıyorsunuz. Bunu anlamak mümkün değil. Zam yaparak daha fazla kaçak çayın, mazotun benzinin piyasaya Barzani ve PKK eliyle girmesine sebep oluyorsunuz. Barzani’yle ortaklığınız mı var? Mersin’de serbest bölgede Barzani’nin şirketleriyle bu hükümet içinde kimlerin nasıl ilişkileri var gelsin izah etsinler.

Oslo’yla olmayan İmralı ile olabilir mi?

Oslo süreci de yanlıştı, İmralı süreci de yanlış. Öcalan kendi hayatını geleceğini bir süre sonra ev hapsine çıkmasını her şeyin üzerinde görüyor. Örgüt falan umurunda değil. Hafif bir kapı aralandığında her şeyi satabilecek durumda. Buradan bir netice çıkmaz. Örgüt sadece Öcalan’ın kontrolünde değil, birçok istihbarat örgütünün kontrolünde. Örgütün üst kademesine operasyon yapılmadıkça hiçbir şey olmaz. MİT yetenekleri itibariyle bunları yapabilecek bir örgüt. Hayatını memleketi, milleti için görevi esnasında daha önce vermiş ve bugün de verebilecek binlerce insanın çalıştığı bir örgüt. Burada sorun yok. Sorun bu emri verecek siyasi iradedeki iradesizliktir. Siyasi iradenin açıkça bu emri vermesi lazım ki, gereği yapılsın.

Geçtiğimiz haftanın sürprizi ise BDP’lilerin İmralı ziyareti oldu...

Hükumet bir taraftan terör suçundan müebbete mahkum Öcalan ile görüşmelerini sürdürürken, diğer taraftan da BDP’lilerin İmralı’ya gitmesine izin vererek aslında Öcalan ile mutabakata vardıkları konuların BDP’lilere aktarılmasının yolunu açmaktadır. BDP’lilierin görüşmesi ayrıca şunu da göstermektedir ki, Öcalan ile AKP görüşmeleri yeni değil ve çok önceden başlamış ve belirli bir aşamaya gelmiş durumdadır. Hatırlanacak olursa geçtiğimiz yıl sonlarına doğru Öcalan’ın kardeşi Mehmet Öcalan açlık grevlerinin bitirilmesi sürecinde yine AKP’nin kontrolünde görüşmeler yapmıştı.

Görüşmenin hemen ardından da Karayılan’ın ilginç bir açıklaması oldu

PKK 7 kocalı hürmüz gibi. Bu sürece benzer girişimler geçmişte her zaman PKK içerisindeki farklı istihbarat örgütlerinin kontrolünde olan güçlerin acımasız terör eylemleri ile kesilmişti. Dolayısıyla da bugünlerde daha dikkatli olmamızı gerektiren bir süreç var. Ben bu görüşmeler ile terör örgütünün silah bırakacağına inanmıyorum. Zira terör örgütü hem holding haline gelmiştir ve hem de kontrol sadece Öcalan’da değildir. Farklı istihbarat örgütleri çok daha etkin durumdadır. Bu tür görüşmeler, hem hükümetin Öcalan ile görüşmesi ve hem de BDP’lilerin yeniden görüştürülmesinin sadece ve sadece terör elebaşı Öcalan’ı bir siyasi figür haline getirmekten başka bir fiili faydası olmayacaktır.

İmralı ev hapsine çıktı diyelim. Silah bırakılır mı?

Bırakmaz. Ama birincisi o dediğiniz olmaz, olamaz. Biz buna müsaade etmeyiz. Hükümetin bu denli pervasızca terör örgütü elebaşını eve çıkarmak gibi davranışlarına MHP müsaade etmez. Bunu herkes bilsin. Herkes de hesabını buna göre yapsın. Hükümete terörle mücadele konusunda en açık çeki biz verdik. Genel Başkanımız Sayın Devlet Bahçeli defatle ‘Sayın Erdoğan korkma. Mücadele edeceksen ülkücüler arkanda. Ama müzakere edeceksen karşında’ dedi.

Müzakere çekini vermiyorsunuz?

Vermediğimiz gibi o konuda karşısında dimdik duracağımızın garantisini de vermiş durumdayız.

Esad birkaç aya gidecek gibi

Suriye meselesinde 2013 için öngörünüz nedir?

2013 Türkiye’ye ve bölgemize hareketli bir yıl getirecek. 2010’da Tunus’ta başlayan hareket hızlı bir yol aldı. Suriye, Mısır, Tunus tek başına kalsaydı en hızlı olabilecek ülkelerden biriydi. Ama Suriye’yi İran çok ciddi bir şekilde destekledi ve hala devam ediyor. Beşar Esad’a bırakılsa bu iş çoktan bırakıp giderdi. Ancak İran Esad’ın gitmesine çok taraftar değil. İran biliyor ki, BOP’un ana hedefi İran’dır. Geçtiğimiz yıl ABD’de seçim, Avrupa’da kriz vardıÖ Bunların hepsi geçti. Ben birkaç ay içinde Suriye’de bu hadisenin neticeleneceği kanaatindeyim.

Esad gidecek mi diyorsunuz?

Gözüken o. İran’da cumhurbaşkanlığı seçimi var. Bu süreç tamamlanacak ki, o seçimde BOP’u uygulayanlar orada da bir takım girişimler yapabilsinler.

‘Milliyetçi demokrası kavramı tartışılmalı’

Sinan Oğan teröre karşı partisinin çözüm önerilerini ise şöyle anlatıyor:

- Memleketin demokratikleşmesi gerekiyor. ‘Siz MHP olarak silahtan başka bir şey bilmiyorsunuz’ gibi AKP tarafından pompalanan yanlış bir algı var. Bu doğru değil. Biz MHP olarak demokratikleşmenin gereğine inanıyoruz. Ama bu demokratikleşmenin bir kesime ayrıcalık olarak verilmesinin karşısındayız. Türk Milleti’ni bölüp, farklı etnik temelde onlara ayrıcalıklar sunmanın demokratikleşme olmadığı kanaatindeyiz.

- Bir demokratikleşme hareketi olacaksa ki olmalıdır topyekün olmalı. Tüm millete, tüm coğrafyaya şamil edilmelidir. Ve MHP terörle mücadelenin bir boyutunu eğer silahlı mücadele olarak görüyorsa ikinci boyutunu ekonomik mücadele, üçüncü boyutunu dış politika, dördüncü boyutunu bu mücadeleyi yapanlara sahip çıkmak olarak görüyor. Beşinci ayağı olarak da demokratikleşmeyi görüyoruz. Bu çerçevede “Milliyetçi demokrasi” kavramının tartışılması, konuşulması lazım. Hiç kimse düşünmesin ki, Türk milliyetçileri demokrasiden uzak, demokratikleşmeyi elinin tersiyle itiyor. Bu doğru değil. Biz milliyetçi demokrasi anlayışının, bu memlekete yerleşmesi, demokratikleşmenin gerçek anlamında konuşulması ve yerleştirilmesi gereğine inanıyoruz.

- Milliyetçi demokrasi kavramı işte tam da burada çözümdür. Maalesef milliyetçiliğin tanımı Türkiye’de yanlış anlaşılıyor. Türk Milleti dediğimiz hadise bir etnik kökenin temsili değildir, Türkiye’de yaşayan herkesin ortak adının temsilidir. Ben çok net şekilde iddia ediyorum; Türkiye’de Kürt vatandaş-larımızı en çok seven, yanında duran parti MHP’dir.

Kaynak: Haber Kaynağı
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmayacaktır!
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 - 2016 Polis Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Yazılımı: CM Bilişim