1. HABERLER

  2. GÜNDEM

  3. Türkiye Bu KUŞATMADAN Nasıl Çıkar
Türkiye Bu KUŞATMADAN Nasıl Çıkar

Türkiye Bu KUŞATMADAN Nasıl Çıkar

"Türkiye'yi zor günler bekliyor. Bu cendereden çıkmanın yolları muhtelif. Ama öncelikle atılması gereken adımlar var..."

A+A-

"Birincisi içeride safları sıklaştırmak gerekiyor. Daha önce hükümete destek olmuş ama sonrasında çeşitli gerekçelerle uzaklaşan kesimleri tekrar aynı şemsiye altına toplamak şart. Toplumsal muhalefeti körükleyecek adımlardan kaçınmak lazım.

İkincisi ve daha önemlisi ise 2002 ruhuna geri dönmek gerekiyor. Demokratikleşmeyi, şeffaflaşmayı ön planda tutan reformcu bir anlayışla yeni bir re-start yapmak lazım.

Aksi halde içeride bozan hava 'dışarıdaki fırtına' ile birleşirse Türkiye yeniden kayıp yıllar yaşayabilir."

Suriye ve Mısır'da yaşananlar ile Somali'de Türkiye'nin hedef alınması ve Batı basınındaki Türkiye aleyhtarı kampanyaları hatırlatan Bugün'den Adem Yavuz Arslan, Türkiye'yi yalnızlaştırma girişimlerine dikkat çekti.

"İpuçları önümüzdeki dönemde bu sıkıntıların daha da artacağı yönünde. Yani sonbahar ve sonrası daha sancılı günleri getirebilir." diyen Arslan, önümüzdeki 3 seçimi vurgulayarak seçim dönemlerinde Türkiye'nin daha kırılgan bir gündeme sahip olduğunu kaydetti. Ülkeyi zor günlerin beklediğini ifade eden Arslan, yapılması gerekenleri sıraladı.

İşte Adem Yavuz Arslan'ın analizi:

Hem Türkiye hem de yakın coğrafyamız çok zor bir dönemden geçiyor.
Suriye'de 100 bini aşkın sivil hayatını kaybetti. 1 milyondan fazla insan mülteci konumunda. Ülke eli silahlı grupların çatışma alanına döndü. Esed; Rusya ve Çin'in politik, İran'ın fiili desteğiyle katliamlarına devam ediyor.

Mısır'da tablo malum. Asker alenen darbe yaptı. Seçilmiş meşru cumhurbaşkanını gözaltına alıp hakkında saçma sapan suçlamalar yaptılar.

Aradan geçen süre içinde Mursi hakkında sağlıklı bilgi almak bile mümkün olmadı.
Darbeci generaller beklemedikleri bir tepkiyle karşılaştılar. Milyonlar sokaklara dökülüp demokrasiye sahip çıktı.

Ama elindeki silahı kendi halkına doğrultmaktan çekinmeyen günümüzün firavunları Ramazan günü, sahur vakti yüzlerce kişiyi katletti. Binlercesini de yaraladı.

Darbeye darbe diyemeyen, üstüne maddi manevi destek olan Amerika ve Batı dünyası yine üç maymunu oynadı. Oynamaya da devam ediyor.

Koskoca Mısır adım adım iç savaşa doğru gidiyor ancak Türkiye dışında duyarlı kimse yok. Başbakan Erdoğan her fırsatta konuyu gündemde tutuyor ancak adaleti olmayan bir dünyada onun da yapabilecekleri sınırlı.

Öbür yandan da Somali'de El Kaide elçiliğimize saldırıp bir polisimizi şehit etti. Suriye'de de El Kaide bağlantılı grupların Türkiye'yi hedefe aldıkları sır değil.
Dünyanın unuttuğu Somali'ye ilk günden bu yana sahip çıkan Türkiye'nin hedefe konması da özel olarak irdelenmesi gerekiyor.

Türkiye'yi yalnızlaştırma girişimleri

Bir yandan da Batı basınında Türkiye aleyhtarı kampanyalar başladı. Dünyaca tanınmış simaların yalan yanlış ve haksız ithamlarla dolu The Times ilanı da kampanyanın işaret fişeklerinden.

Bu tür 'Türkiye'yi yalnızlaştırma ve köşeye sıkıştırma amaçlı' hareketlerin arkası gelecektir. Örnekleri uzatmak mümkün.

Özetle Türkiye için pek parlak bir tablo yok. Hem içeride hem dışarıda bir sıkışmışlık hali var. İpuçları önümüzdeki dönemde bu sıkıntıların daha da artacağı yönünde. Yani sonbahar ve sonrası daha sancılı günleri getirebilir.
Üstelik biri Cumhurbaşkanlığı olmak üzere 3 seçim de üst üste. Bugüne kadar tüm seçim dönemlerinde Türkiye'nin daha kırılgan bir gündeme sahip olduğu test edildi.

Peki Türkiye bu tabloyu nasıl tersine çevirecek?

İçeride Gezi Parkı ile başlayan olaylar, çözüm süreci ve mezhepsel gerginlik projeleri, dışarıda hem çatışmalar hem de Türkiye'ye yönelik kuşatma operasyonu var.
Öncelikle şunu not etmek şart.

Türkiye ciddi mesafe alsa da hâlâ demokratik dönüşümünü tamamlamadı. Askeri vesayet ciddi anlamda geriledi ancak daha atılması gereken çok adım var.

Balyoz'un bir simülasyonu

Toplumsal hafızamız zayıf olduğu için bugünlerde 'Af çıkartalım, artık darbe filan olmaz' diyenler olsa da darbecilerin neler yapabileceğini Mısır'dan yakinen görmek mümkün.

Mısır'daki darbede yaşananlar adeta Balyoz'un bir simülasyonu.
Hatırlanacağı gibi bizim Balyozcular da 'Acıma yok tepeleme var' diyordu. Mısır'ın Firavun'u da aynısını yapıyor.

Özetle Türkiye'yi zor günler bekliyor. Bu cendereden çıkmanın yolları muhtelif.

Ama öncelikle atılması gereken adımlar var. Birincisi içeride safları sıklaştırmak gerekiyor. Daha önce hükümete destek olmuş ama sonrasında çeşitli gerekçelerle uzaklaşan kesimleri tekrar aynı şemsiye altına toplamak şart. Toplumsal muhalefeti körükleyecek adımlardan kaçınmak lazım.

İkincisi ve daha önemlisi ise 2002 ruhuna geri dönmek gerekiyor.
Demokratikleşmeyi, şeffaflaşmayı ön planda tutan reformcu bir anlayışla yeni bir re-start yapmak lazım.

Aksi halde içeride bozan hava 'dışarıdaki fırtına' ile birleşirse Türkiye yeniden kayıp yıllar yaşayabilir.

Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmayacaktır!