• BIST 89.695
  • Altın 145,882
  • Dolar 3,6126
  • Euro 3,9283
  • Ankara : 7 °C
  • İstanbul : 9 °C
  • İzmir : 16 °C
  • Antalya : 16 °C
  • Erzurum : 4 °C

Türkiye kimin nasırına bastı da Gezi patladı?

Gezi Parkı olaylarının uluslararası güç odakları tarafından kışkırtıldığını iddia eden İhsan Toy, Türkiye'nin kimin nasırına bastığını ve kimlerin rahatsız olduğunu ilginç ayrıntılara dikkat çekerek anlattı.
Türkiye kimin nasırına bastı da Gezi patladı?

Gezi Parkı olaylarının uluslararası güç odakları tarafından kışkırtıldığını iddia eden İhsan Toy, Türkiye ekonomisininde son dönemde yaşanan gelişmelere dikkat çekiyor. Toy, Türkiye'nin kimin nasırına bastığını ve kimlerin rahatsız olduğunu anlattı.

Toy, Avrupa'nın finansal kapitalisti İngilizler'inİstanbul'un Finans Merkezi'ni (İFM) henüz kendileri için tehdit olarak algılamalarının yakın olduğunuİngiliz mahreçli yeni oyunların oynanacağını aktardı.

"Uluslararası düzeyde kurulan her siyasi ilişkide, yönün belirlenmesinin arkasında mutlaka iktisadi bir faktör vardır" diyen Toy, Türkiye'nin serbest piyasanın rekabet koşullarında, dünyanın on tane finans merkezine (Londra, Frankfurt, Wall Street ve Hong Kong en büyükleri) açık bir finansal meydan okuma olduğunu öne sürdü. Türkiye'nin, 3 saatlik uçuş mesafesi içindeki 9 trilyon dolarlık pazara yakınlığına dikkat çekiyor.

Her Finans Merkezi oluşturma çabasının küresel ya da bölgesel rezerv para ikâme edebilmek için yapılan stabilize yol girişimine benzeten Toy; İFM'nin sürgit finansal köşe tutucularına çok açık bir meydan okuma olduğunu bundan en çok etkileneceklerin ise Frankfurt ve Londra Finans Merkezleri, yani Almanya ve İngiltere olduğunu aktardı.

Maliye Bakanı Mehmet Şimşek ve ekibininin İngiliz istihbaratı tarafından gizlice dinlenildiği haberlerine dikkat çeken Toy, " Guardian gazetesi, kendilerine sızdırılan raporda, Şimşek'in dinlenme nedeninin savunma ve güvenlik amaçlı değil, "Ankara'nın mali denetim ve reformlara bakışının keşfedilmesi" olduğunu yazarak bizden buna inanmamızı bekliyor" diyerek bir amaç saptırma olduğunu iddia ediyor.

Dünyada ‘faizsiz bankacılık' adı da verilen İslâmi Bankacılık'ın en yaygın olduğu ve derinleştiği finans merkezinin Londra olduğuna değinen Toy, " Londra FM 2003-2007 yılları arasında %23,5 oranında büyüme ve 550 milyar dolarlık işlem hacmi ile Avrupa'da faizsiz bankacığın üssü konumundadır (bu rakam Türkiye'nin 2012 yılı GSMH'sının yaklaşık yarısına tekabül ediyor)" diyor.

Gezi Parkı eylemlerinin ilk beş gününde twitter paylaşımlarının coğrafi dağılımındaki ilginç ayrıntıya değinen Toy "İngiltere'deki yoğunluğu gösteren aşağıdaki haritaya bakıldığında, paylaşımların Türklerin yoğunlukla yaşadığı Almanya'yı katladığını, Anadolu'daki illerimize ise bir kaç tur bindirdiği görülecektir. Londra'daki yoğunlaşma ise sıradan gözlerden bile kaçamayacak kadar dikkat çekicidir" dİyor

İşte o yazı... 

‘Gezi'nin ekonomi politiği

Lütfen dikkat! Bu metin ‘köşe yazısı' formatına uygun değildir. O yüzden ‘fast food' ve ‘bak-geç' tarzına alışmış, ‘duygusal zekâ'ya hitap edecek metin bekleyen sabırsız okuru yoracaktır.

Ancak sonlara doğru hoşa gidecek ‘polemikvari' tespitler de bulacaksınız. Gelin bu gün biraz muakale (akıl yürütme) yapıp beynimizi yoralım.

Öncelikle şu tespiti yapıp altını kalınca çizmekte fayda var; Uluslararası düzeyde kurulan her siyasi ilişkide, yönün belirlenmesinin arkasında mutlaka iktisadi bir faktör vardır. Hiç bir uluslararası ilişki yoktur ki tarafların ekonomik çıkarları onu etkilemesin veya yönlendirmesin.

İki yıl önce kaleme aldığım Türk medyası çağı okuyabilecek mi? başlıklı yazımda (tıklayıp okuyabilirsiniz) Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu'nun 2011 yılı başında yapılan 3. Büyükelçiler Konferansı'nda sarfettiği "Dünya ekonomik geleceğinde ne konu varsa ilgiliyiz. Bizimbakanlığımızdaki ekonomi birimleri siyasal birimlere göre ikincil bir kategoride olmayacak. Birlikte eşit kategoride, belki de daha etkin ve en değerli, en aktif diplomatlarımızın çalıştığı birimler olacak. Onun için diplomatlarımız dışarıda artık sadece kriz gündemini takip etmeyecek. O ülkelerin ekonomilerinde Türkiye'nin ne kadar etkili olabileceğini takip edecek" cümlelerini aktarmıştım.

Ardından da "2009'dan itibaren İstanbul'un Finans Merkezi (İFM) hâline dönüştürülmesi için yapılanları deyim yerindeyse artık sağır sultan bile duydu. Avrupa'nın finansal kapitalisti İngilizler bu girişimi henüz kendileri için tehdit algılaması olarak değerlendirmediler. Ancak yakın gelecekte somut neticeler ile karşılaşıldığında, konuyla ilgili İngiliz mahreçli çıkışlara şahit olacağımızı şimdiden söyleyebilirim [1 Aralık 2011]. Çünkü yapılmaya çalışılan serbest piyasanın rekabet koşullarında, dünyanın on tane finans merkezine (Londra, Frankfurt, Wall Street ve Hong Kong en büyükleri) yapılan açık bir finansal meydan okumadır. Üstelik Türkiye'nin, 3 saatlik uçuş mesafesi içindeki 9 trilyon dolarlık pazarı domine etme çabasıdır" demiştim.

2009'dan bu güne geldiğimiz süreçte, yakın gelecekte bölgesel ve uzak gelecekte küresel Finans Merkezi olabilmenin tabii şartlarının tümüne sahip İstanbul'un, kurumsal kapasite ve imkânları da yapılan çalışmalarla somutlaştırıldı.

Her finans merkezinin kalbi borsasıdır. Bu nedenle 1986'dan beri İMKB adı ile faaliyette olan borsa, BİST (Borsa İstanbul) olarak adını değiştirip yapısal bir dönüşüm yaşadı ve kamu kurumu statüsünden anonim şirket statüsüne dönüştürülerek, durumu uluslararası şartlarla uyumlulaştırıldı (Türk Lirası'nın  şeklinde sembolize edilmesi de bunun bir parçası olarak görülmelidir).

İstanbul'un Anadolu yakasında bu iş için ayrılan devasa arazinin alt ve üstyapı çalışmaları tamamlanıyor. Aralarında TCMB'nin de bulunduğu finansal kurumlar, özel ya da devlet bankaları, aracı kurumlar, yerli-yabancı yatırım fonlarının temsilcileri, uluslararası kredi derecelendirme kuruluşlarının ofisleri birer birer kendilerine ücreti karşılığında tahsis edilen alanlara taşınmaya başladılar...

Her Finans Merkezi oluşturma çabası küresel ya da bölgesel rezerv para ikâme edebilmek için yapılan stabilize yol girişimi gibidir. Yapılan; sürgit finansal köşe tutucularına çok açık bir meydan okumadır. Bundan en çok etkilenecekler ise Frankfurt ve Londra Finans Merkezleri, dolayısıyla Almanya ve İngiltere'dir.

ABD Doları'ının arkasında, ABD'nin ekonomi-politik gücünün yanında meşhur Wall Street (Bankalar Caddesi) FM, Avro öncesi Alman Markı'nın arkasında Almanya'nın ekonomi-politik gücüyle birlikte Frankfurt FM, İngiliz Sterlini'nin arkasında ise Birleşik Krallığın ekonomi-politik birikimiyle birlikte temelleri neredeyse bir asır öncesinden atılmış Lonra FM vardır.

Her meydan okuma doğası gereği muhataplarını harekete geçirir.

Bu günlerde İngiliz istihbaratı tarafından 2009 yılında Londra'daki G20 toplantılarına giden Maliye Bakanı Mehmet Şimşek ve ekibininin İngiliz istihbaratı tarafından gizlice dinlenildiği haberleri gazetelerde çıkmaya başladı. Guardian gazetesi, kendilerine sızdırılan raporda, Şimşek'in dinlenme nedeninin savunma ve güvenlik amaçlı değil, "Ankara'nın mali denetim ve reformlara bakışının keşfedilmesi" olduğunu yazarak bizden buna inanmamızı bekliyor.

Bekleyin arkası da gelecektir. Zaman yeterince ileriye sardığında faaliyetin yalnızca bir dinlemeden ibaret olmadığını ve eşgüdüm içerisinde yürütülen çalışmaların parçası olduğunu hep birlikte göreceğiz.

Genel resme finans merkezli, sebep-sonuç çerçevesinde (2008 yılında yazdığım bir makaleden sadeleştirerek aktaracağım bir iki pasajla) bakmaya biraz daha devam edelim. Bu kez konuyu, İstanbul FM'nin genel stratejisinde önemli  yer tutan İslâmi Bankacılıkaçısından ele alalım;

Bilinenin tersine dünyada ‘faizsiz bankacılık' adı da verilen İslâmi Bankacılık'ın en yaygın olduğu ve derinleştiği FM Londra'dır.

Londra FM 2003-2007 yılları arasında %23,5 oranında büyüme ve 550 milyar dolarlık işlem hacmi ile Avrupa'da faizsiz bankacığın üssü konumundadır (bu rakam Türkiye'nin 2012 yılı GSMH'sının yaklaşık yarısına tekabül ediyor).

Bütün yukarıda söylediklerimizden yola çıkarak bir takım dijital ya da sosyal ayak izlerini sürmeye başlayalım; Gezi Parkı eylemlerinin ilk beş gününde twitter paylaşımlarının coğrafi dağılımında İngiltere'deki yoğunluğu gösteren aşağıdaki haritaya bakıldığında, paylaşımların Türklerin yoğunlukla yaşadığı Almanya'yı katladığını, Anadolu'daki illerimize ise bir kaç tur bindirdiği görülecektir. Londra'daki yoğunlaşma ise sıradan gözlerden bile kaçamayacak kadar dikkat çekicidir.

 

"Mesele gezi parkı değil. Anlamadın mı hâla arkadaş! Hadi gel..." twitiyle, Gezi'nin fenomeni olmuş aktör M. Ali Alabora'nın başrolünü oynadığı postmodern tiyatro oyunu "Mi minör"ün sosyal medya PR'cısı Londra'daki ajansın twitleri de  haritadaki mavi zemine katkı sağlamıştır mutlaka.

Bir diğer parmak izi de, İngiliz diplomat görünümlü PR'cı povakatör Sera Marshall'ın yaptıklarıdır; Diplomatik misyonlarda çalışacak kişilere görev öncesi belki de ilk verilen bilgi/tenbih, görev yaptıkları ülkelerin iç siyasi işlerine karışmamalarıdır. Zira diplomatik krize yol açabilirler. İngiltere'nin Ankara Büyükelçiliği'nde 6 yıldır görev yapan Marshall'ın Wikipedia'daki "Chapulling" kelimesini İngiliz sözlüklerine de girdiren kişi olduğuna dikkat ederek linkini verdiğim "Gezi Parkı provokasyonu" başlıklı haberi okumanızda fayda var.

...

Londra İktisat Okulu'nun doğurduğu ve 1843 yılından beri yayında olan The Economist Dergisi'nin daha ilk günlerinde Türkiye'deki Gezi Parkı olaylarını, Başbakan üzerinden kapağına taşıması da ilginç. Hafızalarımızı tazelemek gerekirse; 2003 yılında İstanbul'da İngiltere'nin küresel bankası HSBC'nin ve Konsolos Roger Short ile birlikte 57 kişinin öldüğü İngiliz Konsolosluğu'nun bombalanması olaylarını bile bir kaç küçük haberle geçiştiren The Economist'in, Gezi'yi kapağa çekip internet sitesinde de sürekli işleyerek, Türkiye üzerindengelişmekte olan ülke piyasalarını hedefe koyduğu anlaşılıyor. Türkiye'dekine benzer biçimde İMF'e olan borçlarını ödeyerek yoluna devam eden gelişmekte olan ülkelerden Brezilya'da da benzer olayların başlaması tesadüf olmasa gerek.

...

Tükiye'nin 2023'e dair iddialı hedeflerine ulaşmasını engellemeye matuf iç-dış türbülanslar ve inkıtalar zaten öngörülüyor ve bekleniyordu. Doğumuzda, batımızda kuzey ve güneyimizde kopan fırtınaların az ya da çok bize yansımaması ve ülkemizi etkilememesi sıradan aklın süzgecine bile takılır.

Türkiye'nin, neredeyse bir asırdır kaybettiği zamanı telafi etmek için,  çok boyutlu çıkışlar yaparak on yıldır aşama aşama üstlendiği risklerin orantısız olduğu tezi ve ekonomi-politik fırsatları değerlendirmesinin sürdürülebilir olup olmadığı somut verilerden yola çıkılarak mutlaka tartışılmalıdır.

Ancak ülkemizde yaşanan kalkışmanın, masum ve yalnızca iç dinamiklerle yol aldığını söylemek dünyadan habersiz safların veya dünyadan haberdar kötü niyetli kurnazlarındillendirilebileceği bir tezdir.

21 gün süren "Gezi"den herkes kendi hanesine çok önemli dersler çıkardı.

Kreatif keratalar ve kreatif direktörler

Bir de ‘akıl tutulması'nın sadece meydanlarda yaşanmadığını gördük.

Örneğin; Amatör "kreatif keratalar" ile profesyonel kreatif direktörlerin elinden çıkan ‘Gezi' işlerini karıştıran, afilli romancı ve Yeni Şafak Gazetesi'nin ‘pofeşınıl' köşe yazarı Murat Menteş'in derin sosyolojik bilgi birikimini fark ettik.

Bir TV kanalı programında, siyasal bilgiler ve sosyoloji literatürüne soktuğu "kanka devlet" kavramı yıllarca konuşulacaktır (dinlerken sesli güldüğümü söyledi çevremdekiler).

Hürriyet Gazetesi'nin üstün zekâlı mizahçı köşe yazarı Yılmaz Özdil'in hükümet tarafından yapılan içki düzenlemesine karşı getirdiği; "gençliklerini yaşayamadığı için bu gençliği anlayamayıp içkiye yasak getiriyorlar" savı benzeri ucuz tezler seriyor orta yere. Kanada, Amerika ve bilimum AB devletlerinin "zavallı" liderleri de gençliklerini yaşayamamışlar anlamına geliyor bu. Zira daha ağırlaştırılmış biçimde alkol düzenlemeleri o ülkelerde uygulanıyor.

Son olarak, ülkemizde beyaz ile siyah arasındaki gri alanda gidip gelerek mürayilik yapanların iyot gibi açığa çıktıklarına şahit olduk (Yanlış anlaşılmasın, beyazdademokratlar, siyahta antidemokratlar ve gri alanda ise apolitikler ikâmet ediyorlar).

KISA MESAJ HATTI:

İngiliz filozof Francis Bacon beş asır önce ne demişti "BİLGİ GÜÇTÜR!".

Ancak, nasıl kullanacağını bilmeyenlerin elindeki bilgi sadece "ÇÖP"tür.

 

İhsan Toy - Haber 7
İhsantoy@tasam.org
https://twitter.com/caricare1773

Kaynak: Haber Kaynağı
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmayacaktır!
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 - 2016 Polis Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Yazılımı: CM Bilişim